Kayıtlar

TÜRKİYE ÜZERİNE CMYLMZ TEZLERİ

Resim
  ( eser miktarda spoiler içerir) Cem Yılmaz ve ben yaşıtız ve giderek azınlığa düşüyoruz . Bizim X kuşağımızın ardından gelen Y’ler, Z’ler, Alfa’lar büyük oranda nüfus çoğunluğu ele geçirdi.   Bizden sonra gelen kuşaklarla     aramızdaki en büyük fark bizim çocukluğumuzun en iyi hatırladığımız yıllarıdır. Yani 1970’lerin 2. Yarısıdır. 1975-80 arası yıllar Türkiye’nin her manada serbest dalgalandığı ve Televizyonun da krallığını çok yavaş ve sakin bir dozda  ilan ettiği dönemdi. Bu dönemi bizim gibi 6-11 yaşlar arasında idrak edenler için o yılların   tadı ve rengi çok özeldi ve bir o kadar da özneldi. 12 Eylül darbesinin ardından gelen yıllar 1970lerin büyüsünü bozmuş başka bir hale sokmuştur. "Do Not Disturb"’un ana karakteri Metin-Çetin’in çocukluk anılarının ayrılmaz parçası olan gülen surat  gemici Ayzek de sadece bir dizinin sevimli bir parçası değildi. Türkiye’nin birlikte hissettiği büyülü zamanların da temsilcisiydi. 1970lerin sonlarında...

ÇÖLÜN EN GÜZEL KUTUP AYISI

Resim
Pir Sultan'ım sırrın kimseler bilmez Tevekkül malını erteye koymaz Kişi kısmetinden artığın yemez  Bana kısmet olan mal neme yetmez   Türkiye’nin en büyük sorunu   iktisat yada politika alanına dair değildir. Türkiye’de bana göre en önemli mesele halkın hobisiz olmasıdır. Türk halkı için boş zaman kavramı neredeyse uzay mühendisliği kadar anlamsız ve uzak çağrışımlar içerir. Bedenen ve fikren gelişim sağlayan hobiler Türk halkının kahir ekseriyeti için manasız faaliyetler, gereksiz zaman kayıpları, boşa harcanan paralar olarak kayıtlara geçmektedir. Türkiye’yi batı uygarlığının olumlu yönlerinden uzak tutan, doğu uygarlığının ise   en olumsuz özelliklerine yakınlaştıran bu durum yazık ki daha uzun yıllar bizimle beraberliğini sürdürecek gibi görünmektedir. Bu yönüyle bir çöl gibi çorak kalan coğrafyamızda insanlara para kazanmaktan arta kalan zamanlarını belirli bir alana yönlendirme enerjisi veren alanları çoğaltma yönünde motivasyon vermek sınırlı sayıda yü...

KEŞANLI HAKAN DESTANI

Resim
  Türkiye’nin gayrı resmi milli marşı şu dizeyle açılır : “ Havasına suyuna taşına toprağına/Bin can feda bir tek dostuna" Hava  su ve dostlar yaşam için elzem de taş ve toprak nasıl ilk 5’e girmiş bu sıralamada insan biraz düşününce tereddüte düşebilir aslında. Üstelik bu şarkı yazıldığında taşın ve toprağın betonarmeye dönüşme hızı bugünlere kıyasla çok daha yavaş ve sınırlı idi. Çok da para getirmiyordu yani…. Belli ki taşın da toprağın da o doğalından , el değmemişinden bir memleketi vatan yapan ham halinden söz ediyor bu şarkı. Taş ve toprak kendi halinde milyonlarca yılda oluştu, insansa onla ilişkisini son 12 bin yılda resmileştirdi. Son 100 yıl ise sadece taş ve toprağın değil bütün olarak doğanın bize verdiği her şeyin giderek “Tarım Devrimi Uygarlığının” kapitalist versiyonunda ,     tüketim toplum ve ekonomisinin içinde, giderek daha önemsiz ve görünmez hale gelişine tanıklık eder olduk. Bu yoğun bir kopuş anlamına gelmekte. Şarkıda can feda ed...

EMPATİ ÜZERİNE TEZLER

Resim
    The creative adult is the child who has survived.                                                                                      (ursula le guin) (*)yaratıcı yetişkin hayatta kalabilmiş çocuktur. Bir ütopya yada distopya ülkesini yönetme şansım olsa ve sadece tek bir kural koyma imkanı verseler hiç kuşkusuz reprodüksiyonu yani çoğalmayı kurala, kaideye , lisansa bağlardım. İnsan     kendini mahlukların en şereflisi addediyor    o vakit tek amacı diğer canlı türleri gibi sadece çoğalmak     olamaz. Madem düşünce gücüyle en güçlüden daha güçlü, en hızlıdan daha hızlı, en zehirliden daha zehirli olabiliyoruz o zaman çoğalırken de sadece doğanın bize bahşettiği   imkanla kendimizi y...

SİL BAŞTAN BAŞLAMAK LAZIM BAZEN

Resim
    Batmak; yani yüzeyle bağlantıyı koparıp dibe çökmek hem reel hem de metaforik olarak berbat bir durumdur. Pek çok su canlısı bile denizin en dibinde yaşayamaz.  İnsan ise evrimleşerek dönüşmüş solunum sistemiyle maksimum 60 saniyede başka bir forma geçer. Dibi bile görmeden yokoluşa ulaşır. Batmak Türkçede en çok kullanımını ekonomik manada bulur. Firmalar, insanlar projeler batar. Tıpkı bir gemi gibi derinlere sürüklenir arkasında işe yarar hiç bir şey kalmaz. Herkesin sevdiği Jeanne'in batışı metaforik olduğu kadar reel bir görsel olarak karşımıza çıkmaktadır. Çevre projeleri ile uğraşan Jeanne'in denizlerdeki atıkları toplamak için tasarladığı proje ilk suya dalışında atmosferle bağını anında keser ve dibe doğru yolculuğa başlar. Jeanne'in projenin peşinden suya atlayıp 1 ton ağırlığındaki aleti kurtarma çabası ise hızla dibe çakılan projenin peşinden asıl batacak olanın kim olduğunu göstemektedir. Proje denizin dibini boylarken Jeanne de bundan sonra hi...

ÖTEKİ ASLINDA SENSİN

Resim
Buzul çağını geçirmiş bir dünyanın herşeyin sırrına varmayı başarmış sakinleri olarak küresel ısınma çağına ulaşmış bulunuyoruz.Dünyanın buzlardan ibaret olduğuna inanıyorsak, sıcaktan kavrulabileceğine de inanmamız gerekiyor olmalı. Boomerları saymazsak X’den Alfa’ya birbirine dijital olarak bağlanan sakinler olarak hayatta kalmak için telefona muhtaç durumdayız.   Kocaman bir gezegende değil de küçücük bir köyde yaşar gibiyiz.   Yine de sadece dünyanın değil galaksinin de tek hakimi gibi yaşıyoruz.   Düşünmenin bize sağladığı ayrıcalıkla tasarlayarak ve taammüden galaksiyi kendimize hizmetçi yapmış durumdayız. Oysa ki insan dediğimiz varlığın yazılı tarihi sadece 5 bin yıl öncesine dayanıyor. Tarımı öğreneli 12 bin yıldan fazla olmadı. 19. yüzyılın modernitesi ve 20. Yüzyılın baş döndüren icatları 21.yüzyılın ağ teknolojisi ile birleşince dünya hiçbir zaman olmadığı denli küçüldü. Mülkiyet duygusunun insanlığın gelişimini ve belki de yok olmasını sağlayacak belirl...

KAFAMDA YAPISAL REFORMLAR

Resim
    Türkiye’de herkesin çok bildiği konuların başında Bankacılık gelir. Ama ülke uzun süredir Orwellian bir hayata geçtiği için aslında durum tam tersi. Kimse Bankacılığın bırakın herhangi bir kuralını B’sini bile bilmiyor. Kollektif cehalet bir süre sonra kötü paranın iyiyi kovması gibi ortada bilginin kırıntısını bırakmaz ve cehaletin ordusu zaferlerine yenisini   ekler. Basitçe paranın fiyatı olan faize metafizik anlamlar yükleyip dinsel bir içerik ekleyen aklın ülkeye maliyeti artık iyice belirgin hale geldi. Bu   iktisadi durumu Mehmet Şimşek bile irrasyonel olarak tanımladı. Dolayısıyla enflasyonu ve döviz kurunu patlatan mantıksız para politikası için zaten söz üretmeye gerek bulunmuyor. Normal koşullarda kaybedilmesi gereken bir seçimin akıl almaz bir muhalefet beceriksizliği yanında çeşitli seçim rüşvetleri ve buna eklemlenen sınırsız propaganda kullanımı ile kazanılması sonrasında ortada kazanılacak seçim de kalmayınca oluşan faturanın nasıl ödenece...