Kayıtlar

KÖTÜLÜK ÖĞRENİLEN BİR ŞEYDİR

Resim
  Konya’da kendisine emanet edilmiş savunmasız bir köpeğin kafasına küreği indiren işçiyi muhtemelen fazla geçmeden   unutacağız.   Bu sahici şiddeti     Eskil Vogt’un filminin küçük zalimi Benjamin’in önce apartmanın tepesinden atıp sonra kafasına ayağıyla bastığı kedi sahnesiyle karşılaştırabilirsiniz. Benjamin bundan sonra zaptedilmez bir Freddy Krueger’e dönüşüyor.     3’ü ergenlik öncesinde olduğu için   biri ise otizminden ötürü cinsiyetsiz kalmış dört “saf”   çocuğun hikayesinin korkutucu ve rahatsız edici pek çok yönü var. Ölümler, öldürmeler, kanlar, tuhaf olaylar. Yine de şiddetin asıl özne ve nesnesinin zahirde   gördüğümüz katil ve kurbanlar olmadığını düşünüyorum. Otizme dair daha fazla kafa yormalıyız. Nasıl oldu da doğa üstü güçlerini zirveye çıkarmış olan Benjamin’i otizmli Anna alt etti. Otizm bir hastalık mı yoksa görülmeyeni gösteren bir anahtar mı? Kızdığı herkesi hem de oturduğu yerden yok eden bir zalim...

KRALLIK 8 : ŞEYTAN BUNUN (TAM OLARAK) NERESİNDE?

Resim
“Türkiye Hasta. Ahlaken Hasta. Düşünce olarak   Hasta. Gerçekten Hasta.” Krallık’ın kapıları 3 yıl aradan sonra açılmıştı. 25 yıllığına kapamadan önce son bölümüyle bize veda etti. Kapı kapanırken zihnime bu ülkenin gelmiş geçmiş en parlak zekalarından biri belki de birincisi olan Aziz Nesin’İn bu cümlesi düştü. Film yazıları değil filmlerden esinlenen yazılar yazan   birisi için Krallık 8 bölümü tek bir cümle ile yada ana fikirle özetlemek gerekse herhalde bu; “Temeli çürük olan hiçbir yapı ayakta kalmaz” olurdu. Bazen yaşadığımız coğrafya ve onunla ilişkimizin tam da Krallıktaki gibi sorunlu olduğu   köklerinde geri dönülemez acıların bulunduğunu düşünüyorum. Çok kültürlü ve çok etnili bir toplumdan dönüştüğümüz halin arkasında temellerde yok olmuş nesillerin ve geleneklerin payı olduğuna inanıyorum. Yanlış düğmelenmiş bir gömlek hiçbir zaman düzen tutmuyor. Hesaplaşmalar tamamlanmadan ve birileri hesabı son kuruşa kadar ödemeden masadan kalkmak olası deği...

KRALLIK 7 : GARGANTUANIN KOCAMAN AĞZI

Resim
  Dünya edebiyatına armağan edilen ilk romanlardan biri de Gargantuadır.   Bu her şeyi yutan mitolojik devden esinlenen Rabellais   eseri hem eğlenceli hem ürkütücüdür. Bölümlerin adına daha çok dikkat eder olunca 7. Bölümün adı da zihnime ister istemez işlendi. Gargantua muhtemel ki Krallıkı işaret ediyordu . Ama illa ki bir kişiyi işaret etse muhtemel ki hastaneyi şeytani güçleriyle etkisi altına alan Age Krüger’i gösterirdi. Bir önceki bölümde Rahibi öldürenin o olduğunu anlamakla kalmadık, hastanede   de şeytanla bayağı içli dışlı olan birilerinin olduğunu tahmin ediyoruz. Zombi ilacı içerek kendinden geçen asistan doktorun krematoryum fırınına girmeden son anda vefakar hastane görevlisinin dikkatiyle tabuttan çıkarıldığını anlıyoruz.   Asistanımız daha bir bilenmiş olarak   hayata geri dönüyor. Hastanedeki hiyerarşiyi derinden sorguluyor ve yeni bir düzen talep ediyor. Ucube bebek için işler iyi gitmiyor. Bedeni ruhuna çok ama çok büyük geliyor...

KRALLIK 6 : GÖÇMEN RUHLAR

Resim
  2.sezonun ikinci, Krallık’ın 6. Sezonuna dair yazmadan önce   2 temel düzeltme yapayım. Hatta bir de üçüncüsü var ama onu daha sonra anlatacağım. Öncelikle Bakan beyin sessizliği o talihsiz hayalet panayırına tesadüf ettiğinde bir de tepetaklak olmasından   kaynaklıymış. Bakan bey de hastanenin odalarından birindeymiş yani. Ben bunu fark edememiştim. Diğer düzeltmem daha az önemli aslında. Meğer her bölümün bir özel adı varmış ve 6. bölümün ki de Göçmen Kuşlar imiş. Bu iki düzeltmeyi yapıp bölüme dair notları paylaşmaya geçebiliriz. Bir önceki bölüm ruhçu teyzenin ruhunu gökyüzüne teslim etmesiyla bitiyordu. Ancak ruhçu teyzemize faniler aleminde ihtiyaç   olduğu için bir sonraki bölüm de onun ruhunu bedenine geri almasıyla başladı. Bölümün sonu ise Krallık’da saltanatı zorlayan   ve kendine bir tür derebeylik kurmuş olan asistan doktorun neredeyse benzer bir duruma düşmesiyle bitti. Bu defa ölüm sebebi kendisine içirilen Zombi Şurubu olmuştu ve ruhç...

KRALLIK 5 : 3 GÜN GİBİ GEÇEN 3 YIL

Resim
  Krallık 3 yıl aradan sonra başlayan ikinci sezonda geçen onca yılı yok sayarak doğrudan kaldığı yerden devam ediyor Dizinin yeni gösteriminde teknolojinin sağladığı imkanlar süreleri kısalttığı için bizler karakterlerdeki yaşlanmaları gözden kaçırmıyoruz. Lars Von Trier gibi bir yönetmenin her bir karakterin bu 3 yılın doğal   etkisini çok da fazla yansıtmaması için çaba gösterdiğine kuşku duymuyorum. Ama ne yaparsanız yapın zamanın izlerini silemiyorsunuz. Makyaj bir yere kadar gerçekleri gizleyebiliyor. Sonuçta; bizler için 3 yıl onlar için sadece bir kaç gün geçmiştir. Dizinin devamını 3 yıl sonra çekip hikayeye tam da kaldığı yerden devam etmek akla ilk çekimin   her anlamda çok zor olduğunu getiriyor.   Maddi ve manevi açıdan yükü kaldırmak kolay olmamış ki hikayenin devamı için 3 yıl beklenmiş. Diğer yanda hikayeyi kaldığı yerden sürdürmek ise aslında hikayeyle olan derdin bitmediğini   işaret ediyor. Hikaye kolaylıkla 3 yılın gerçek zamanlı ...

FİLMLERİMİZ CİCİ DEĞİLDİR ABİLER

Resim
  Film seyretmeye Covid salgını zamanında başladım. Umarım Covid’in bendeki tek yan etkisi bu olur. Seyrettiklerimi illaki 3 dakikalık okumalara dönüştürmeye başlayıp çevremle paylaşınca hemen   onlar da izledikleri filmleri bana anlatır oldular. Burada benim ısrarla altını çizdiğim ayrıntı Türk filmlerinden uzak durmak oldu. İzlediğim filmlerin yakın tarihli oluşuna özen gösteriyorum. Hal böyle olunca yakın tarihli Türk yapımı filmleri izlesem ne olur diye düşünülebilir. Ama Türkiye’de çekilen filmlerin yaşanan politik ve iktisadi “krize” değinmeden hikaye anlatıyor olmaları benim gözümde   tüm saygılarını yok ediyor. Bazı zanaatkar yönetmenlerin ülkenin daha sevecen, naif ve makul krizlerle sarıldığı 1970 yada 80’lere hatta 90’lara değen filmleri ise tam bir narkoz etkisi yapıyor. Uzak durmakta fayda var. Dünya sinemacıları ülkelerinde yaşanan krizleri olumsuzlukları filme çekmekte tereddüt duymazken "2015-2022 Kamikaze/Kaotik   ekonomipolitik" e   dair ...

KRALLIK 4 : HİÇBİR KÖTÜLÜK ÖDÜLSÜZ KALMAZ

Resim
  Krallık 4. Bölümle beraber Lars Von Trier’in her bölümün sonunda zuhur ettiğinde ifade ettiği son cümleyi zihnimize kazıyor. Çünkü belirgin biçimde kötüler kazanmaya başlıyor. Kötülüğün yada kötücül olanın bütün varlığıyla ağırlığını hissettirdiği bir evreye giriyoruz. Hemen tüm cepheler kötülerin açık ara zaferine tanık oluyor. Hamile doktorumuz ucube bebekin doğumuna   engel olamıyor. Ruhçu teyzenin tüm çabaları tam da tersine sonuç veriyor ve hastanenin içi hayalet panayırına dönüyor. Hırsı aklından geride diye övdüğümüz doktorumuz ise bizi hayal kırıklığına uğratıp tümörle bir süre daha birlikte kalmayı tercih ediyor.Hem kendi hayatını riske atıyor hem de kendisi için bulunan karaciğerin buna ihtiyacı olan bir başka hastaya ulaşmasına , yani insanlığa faydasına engel oluyor. Uzman doktor ise bu zamana kadar bilimsellikle kendini gösterirken birden Vudu büyüsünden yarar sağlamaya     karar verip, kendisine aşkla bağlı kadını da bir katil adayına dönüştürürüy...