Kayıtlar

UNDİNE BURALARDAN NE ZAMAN GİTTİ?

Resim
  Masalların   çocuklar için olduğunu sanmak yanılgıdır. Masal     insanın doğayla   dolaysız bir buluşma halidir. Masallar ve mitler gerçekliğin anlatılması için modern öncesi çağın bulduğu çözümdür. Modern öncesi çağın insanı; dünyayı bizim gördüğümüz gibi görecek araçların pekçoğuna sahip değildi. Doğa belki şimdi olduğundan daha fazla yakındı insana ama çok daha az sırrı çözülmüştü. Bilimin yokluğunda inancın aracılığı ile pek çok sorunu çözmek mümkün oluyor; açıklamaları yapmak kolaylaşıyordu.   Her doğa olayının tanrısı tanrıçası vardı.   Doğanın bütün parçaları inançla şekilleniyor, inanç doğa ile içiçe giriyordu. Berlin’de geçen Undine’nin hikayesi   bir su   perisinin modern öncesi dönemin sınırlarını aşıp modern çağda sesini duyurmaya çalışmasını anlatıyor. Kısaca deniz kızı deyip çoğumuz için en fazla şarkıları ile gemicileri felakete sürükleyen Sirenlerden ibaret tanınırlıkları olan su perileri ailesinin benim ...

EPİLOG

Resim
  SONSÖZ 1991 ‘in   Ağustos ayının ilk pazartesi gününde Ankara’da Kenedi caddesinde Türkiye’nin ilk gökdeleninde başlamıştı hikaye. 2022   Temmuz'unun son Cumasında Kadıköy sahilindeki aslı 1950’lerden kalma 2000’lerde yenilenmiş binada bitiyor. 1991’de Sovyetler dağılmamış, Berlin duvarı yıkılmamıştı daha. Üzerinden 3 on yıl ve 1 de ilave yıl geçti. Milenyumda doğanlar şimdi 22 yaşına bastı. 1991’de ODTÜ’den mezun olurken     yeni kurulmuş bilgisayar sınıfında bilgisayarı açamayıp bozdu demesinler diye sınıftan kaçmıştım.   Bugün tam da dijital çağın ortasındayız. Çağın değişimine tanıklık   ettik. Bankanın   kadim büyüklerinin Avrupalı Bankalara öykünerek oluşturduğu ve   ilk defa Uzmanların da çalıştığı İktisadi Araştırmalar’da“Financial Times”’in piyasalar bölümünü okuyarak başladım İŞ’e. Sonrasında ülke iktisadiyatının o günkü gidişi minik belde Şubelerinin yaşamasını zorlaştırınca Yomra’dan Kuyucak’a Anadol...

BU DÜNYADA VANYA DAYIN OLACAK

Resim
  Shakespeare hayat bir sahne bizlerse oyuncularız diyordu. Murakami’nin bir öyküsünden yola çıkan “Drive My Car”dünya sahnesindeki bu oyunu meslek edinmiş bir kahramanın hikayesini bizeanlatıyor. 3 saatlik bu yol hikayesinin “Yol değil bize yoldaş gerek “ sözünün hakkını sonuna kadar verdiğini söylemeliyim. İlk yarım saati prolog olarak geçen film eve gelen kahramanımızın eşinin ölümüne tanık olmasıyla     gerçek anlamıyla başlıyor. Çok sevdiği ama ihanetine de şahit olduğu eşinin ölümüyle sarsılır ama hayat yine de devam etmektedir. Ölen eşinin sesi 15 senelik arabasının kasetinden Vanya Dayı’nın repliklerini okumaya devam eder.   Tokyo’dan Hiroşima’ya geçeriz hep birlikte. Bu defa Çehov’un Vanya Dayı oyununu sahnelemek için bir araya gelen çok dilli bir grubun yönetmeni olarak görürüz onu. Arabasını zorunlu olarak kadın bir şoföre emanet eder ve eşinin dilinden   Vanya Dayı’yı beraber dinleyerek sabah ve akşam yol alırlar. Oyunun kadrosu uzun bi...

İŞYERİNİZİ KİM TEMİZLİYOR?

Resim
  31 yıllık iş hayatımın tamamını ofislerde geçirdim. 2 bin kişinin çalıştığı gökdelenlerden 10 kişiyi bulmayan Banka şubelerine kadar bu ofislerde ortalığı hep birileri temizledi. Küçük şubelerde neredeyse Şube çalışanlarından birine dönüşürdü bu temizlik görevlileri. Zaman ilerledikçe giderek temizlik işine yabancılaştı ofisler. Artık kimse temizlikçi diye bir kadroya sahip olmak istemiyor. Onun yerine sadece temizlik işi yapan insanları çalıştıran firmalar kuruldu. Bazı şirketler bu firmaları   kendileri kuruyor ama yine de bu insanları ofis işlerini yapanlarla bir tutmuyorlar. Ekonominin yada Kapitalizmin kar odaklı dünyası için gayet normal bu bir yönüyle. Yine de sistemin bu az görünen parçaları   genel olarak zaten dışlanmaya eğilimlilerdi. Ancak dönüşüm bu dışlanmanın merceğini daha da büyüttü. Türkiye’de son zamanlarda yaşanan ekonomik kriz   memurundan amirine tüm beyaz/mavi yakalıları,   vurdu . Yine de bu krizde dahi sistemin en alt noktası...

ESKİ KÖYE YENİ AHİT

Resim
  Salman Rüşdi’nin Şeytan Ayetleri bütün dünyayı ayağa kaldıralı neredeyse 40 sene oldu.     Dinin yada dinsel değerlerin konu edildiği öyküler, filmler, karikatürler toplumsal   öfkenin kolayca öznesi olmaktadır. Bu konuda Müslümanların karnesi genel olarak Hristiyanlara nazaran çok daha kırık. Bununla beraber daha ziyade Müslüman değerlerine yönelik hiciv yada eleştiriyle sınırlı kalmayan tepkiler de gün yüzüne çıkabiliyor. Dinsel değerlere, kutsala dil uzatıldı, uzatılıyor iddiasıyla ortalığı ayağa kaldıranlar zaman zaman   Hristiyan dinine yönelik tasvirlere dahi olmadık tepkiler gösterebiliyor. Yine de “Seküler Çağ”a fazlasıyla girmiş durumdayız. Artık kutsal kitaplardaki bilgiler en basit bir bilimsel/teknik el kitabıyla bile rekabet edemez durumda. Kimse kutsal kitaba bakarak gündelik yaşamını sürdürmüyor. Hoş bizim gibi ülkelerde farklı gerekçelerle bunu hala denediklerini iddia edenler olsa da gerçekte onlar dahi artık bunu sadece toplumu kontro...

KASTAMONU'NUN EN ÇALIŞKAN ARKEOLOGU

Resim
  KİTABI ALANA MÜZE BEDAVA MURAT KARASALİHOĞLU :  “İlimizin Yetiştirdiği En Çalışkan Entelektüel Arkeolog” İktisadi durumun perişanlığından ötürü Coğrafya Kaderdir sözü bu aralar genel olarak biraz da kederdir diye okunsa da ben yine de Türkiye’de benim kafama en iyi uyan coğrafyada doğduğuma inandım. Zaten aksi olsa tuhaf olurdu. Kastamonulu olarak Kastamonu’nun tarihsel bakiyesinden nemalanamadıysam bir şeyler ters gitmiş demektir. Kastamonu’lu olduğumun ilk defa ne zaman farkına vardığımı bilmiyorum. Ömrümün uzun bir döneminde Beşiktaşlı olmak benim için her kimlikten önce gelmiştir aslında. Üniversiteden mezuniyetten epey sonra Kastamonu Lisesinden arkadaşlarımla buluşmaya başlamak bu konuda benim için dönüm oldu aslında. Kastamonu Liseliler alt kimliğim belirmişti birden. Yine de Kastamonu’ya farklı gözlerle bakmak onu bir memleket olmanın ötesinde ve klişelerle kaplı ortak ülke imgesinden çıkarmak benim için hala devam eden bir süreç aslında.   Kastamonu ile...

REQUIEM FOR AHMET ABİ

Resim
  BİR MENDİL NİYE KANAR? Karl Marx’ın insanlığa dair tasavvurunu dünyayı yeterince yorumladık hadi artık değiştirelim diyerek beyanının   üzerinde 60 küsur yıl geçmişti ki Rusya al sana değişimin kralı diyerek dünyaya Sovyetler Birliğini hediye etti. Lenin’in “Dünya devrimi şart mıdır?” mottosuyla   “’Tek Ülkede Sosyalizm” ilkesi doğrultusunda kurduğu ülkeye yıllar sonra gelen Marx’ın yorumu ise “Özür Dilerim bunu kast etmemiştim” olmuş fıkraya göre. Marx’a göre pek o kadar başarılı olmasa da özellikle 1945-1991 arasında dünyayı sıcak yada ılık değil buz gibi bir soğuk savaşla bölen sosyalist cumhuriyetler birliği için söylenecek o kadar çok şey var ki. 1991’de puanım ziyan olmasın diye   gittiğim ODTÜ’nün Uluslararası İlişkiler bölümünün son senesinde bugünlerin aranan hocası Hüseyin Bağcı’yı koltuğunun altında taze çıkmış Fukuyama kitabı “Tarihin Sonu” ile gören efsane nesilim ben. Soğuk Savaş üzerinden futboldan , gastronomiye ; iktisattan, sosyolojiye; ...