Kayıtlar

MEVLANA NORVEÇ’TE

Resim
5 milyar yaşında bir güneş sisteminin içinde azami 80-100 sene yaşayan akıllı bir varlığın en ağır zaafını devlet, din , aile ve bilumum toplumsal yapılar çoktan keşfetmiştir aslında. İnsanın varoluşsal dertlerinin en büyüğü suçluluk duygusudur. İyi davranırsak iyi vatandaş olur, cennete gideriz, ailemiz bizi çok sever, işimizde ve çevremizde başarıya ulaşırız. Kötülüğü bırakın yapmayı aklımıza bile getirmemeliyiz.Zaten insanın en büyük yargıcı vicdanı değil midir.Hal buysa kötülüğü düşünmemiz bile kafidir cezayı yememiz için.  Peki iyi nedir? Kötü nedir?Buna kim karar verecek?  Çağlar boyunca iyinin hegemonyasını eline alan hakim güç insanı iyiye tabi tutmak için elinden geleni ardına koymamıştır. Tabii ki insanın o meşhur tarım devriminden sonra kurduğu düzenden bahsediyoruz. Köyler, kasabalar, şehirler, prensler, krallar, padişahlar, şeyhler, rahipler, papalar . İlkel komününden yani köyünden çıkan insanın sınıflı topluma adım atmasıyla dönmeye başlayan çark tarihin s...

EĞLENCESİNİ KAYBETMEYEN ÜLKE OLMAK

Resim
Çok da hoşlaşmadığım Cüneyt Özdemir kitabının başlığıydı Eğlencesini Kaybeden Ülke. Onun Türkiye’nin son yıllarda başına geleni tarif ederken kullandığı bu kavram Tony Gatlif’in 2017 yapımı filmi DJAM (Aman Doktor)’ı izlerken aklımdan bir an olsun gitmedi.   Masal gibi anlatılan ve kendini prenses sanmayan hafif çatlak bir kızın (Djam) Yunanistan -Türkiye-Yunanistan hattındaki hikayesi başta biraz turistik ögeler barındırsa da giderek ciddileşen ve hayata dair söyleyecek çok şeyi olan bir seyirlik. Yunanistan ekonomik kriz kitabının tam da ortasından bahseden hikayeyi 2021 Türkiye’sinde izlerken ister istemez bugün ülkede yaşanan ekonomik sorunlarla bağ kuruyorsunuz. Her ne kadar dolarla maaş almasak da dolarla hammadde alanların her şeyin fiyatını uçurduğu bir dönemdeyiz. Böyle bir dönemde Yunanistan krizine dair bir filmi izlemek insana ister istemez bir yaşanmışlık ve ayna hissi veriyor. Bir tarafta da göçmen krizi tüm ağırlığı ile sürmektedir Midilli’de. Tıpkı biz...

NEO LİBERALİZMİN DANSI : ÇİRKİN SOKAKLAR-GÜZEL EVLER

Resim
Putin’e atfedilen sözdür. Gürcülerin bizim için dans edecekleri günler yakındır. Rusya’nın demir yumruğuyla ezilen Gürcistan’a dair bu oldukça aşağılayıcı tanımlama Sovyetler Birliği döneminde, Birliği oluşturan Cumhuriyetlere verilen görevlerden Gürcülere düşene dair bir gönderme aslında. Koskoca SSCB’yi eğlendirerek geçen   uzun yıllardan sonra elde ettiği bağımsızlığın özgüveni ile Rusya’ya kafa tutan Gürcistan’ın başına gelenler hafızalarda taze olmalı.. Ama konumuz Uluslararası İlişkiler değil. Yine de imaj bazen susuzluğun da önüne geçer. Uzun yıllar boyunca birliği eğlendiren Gürcülerin kanına işlemiş olsa gerek müzik ve dans. Bizim buralarda Kafkas diye bildiğimiz oyunların alasından söz ediyoruz. Kafkas dağlarında bir ülkeniz varsa Kafkas oyunlarını en iyi sizin   oynamanızdan daha doğal ne olabilir zaten. İsveç’te doğmuş bir Gürcü ve ana dili gibi Türkçe konuşan Levan Akin’in filmi “ Ve Sonra Dans Ettik” i izlerken filmin anlattıklarından bağımsız bu ka...

DÜNYANIN BÜTÜN KÖPEKLERİ : ISIRIN

Resim
  Toplum yaşamında giderek yeri  azalan diğerlerinin yanında köpekler ayrıcalığını hala koruyan   ender canlılardır. Köpek artık insan   için çalışmaktan çok insan için yaşar hale gelmiştir. Dünya’da Kuzey/Güney ayrışmasının en belirgin kırılma noktalarından biri de köpeklerle kurulan ilişkide gizlidir. İstisnalar saklı tutulmak kaydıyla kuzey kutup dairesinden güneye inildikçe sokaklarda başıboş köpeklere rastlamak olası hale gelmekte, tersinde ise köpek   adeta bir aile bireyine dönüşmekte, her köpek iyi kötü bir çatı bulabilmektedir. Kapitalizmin başarısı sokaklardan köpekleri silmeye yetmiştir. Kapitalizmin bu başarısı tüm alanlarda başarılı olduğu anlamına gelmez.   İtalya’nın zihnimizde çağrıştırdığı Amalfi’den, Napolitenlerden, Pizza’dan çok daha kötü şeylerin bolca resmedildiği Dogman filminde ortada ciddi bir başarısızlık olduğuna dair önemli karineler var aslında. https://www.beyazperde.com/filmler/film-255466/ Kötülüğün insan sur...

DÜNYANIN ÜZERİNDEKİ HAYALET

Resim
  VİETNAM-AFGANİSTAN (sen kazandın ama ben haklıydım) Adam Smith'in görünmez elinin gayet güzel biçimde piyasaları yönettiğine inananlar karşı cepheye galip geleli uzun zaman oldu.Yaklaşık 30   yıldır dünya sosyalizme karşı kapitalizmin zaferini kutluyor. Sosyalizm projesi 1991’de SSCB’nin dağılması ile çöktü. 1991’den yaklaşık 45 yıl öncesine gittiğimizde soğuk savaş dönemiyle karşılaşırız. Bu yaklaşık yarım asırda dünya iki kampa bölünmüştü. ABD’nin   kampı kapitalizmi, SSCB’nin kampı sosyalizmi   hedeflemekteydi.20. yüzyıla damgasını vuran çatışma ikinci kampın dağılması ile neticelendi. Dünya komünist bloka karşı kapitalist blokun zaferini kutladı. Hatta hala entelektüel faaliyetine devam eden Amerikalı yazar Francis Fukuyama bu durumu Tarihin Sonu olarak selamlamaktaydı. Bugün Afganistan’da yaşanan sorunun kökleri tam da iki kamp arasındaki geçmiş çatışmaya karşılık gelmektedir. Bu sene takip ettiğimiz Tokyo Olimpiyatlarından tam 40 yıl önce Moskova ...

YA SOSYALİZM YA BARBARLIK

Resim
Afganistan’da yaşananları bir bilim kurgu filmi gibi izliyoruz. 1989’da Berlin Duvarı yıkıldığında Üniversite öğrencisiydim. Francis Fukuyama “Tarihin Sonu” isimli kitabıyla bu yeni dünyayı selamlıyordu. 1991’de doğanların 30, 10 yaşında olanların 40 yaşında , 40 yaşın üstündekilerin adamdan sayılmadığı bir ortamda 1991’de şunlar olmuştu diye konuşmak risk aslında. Yine de bu riski alıyorum.  1991’de üniversiteyi hem de ODTÜ’de bitirmiş olmama karşın bir defa dahi bilgisayar tuşuna basmamıştım. Hatta bir arkadaşla girdiğimiz bilgisayar odasından acaba bilgisayarları bozduk mu diye topuklayıp kaçtığımı hatırlıyorum. Tam 30 yıl içinde dünyanın nasıl değiştiğine hepimiz şahidiz. Kocaman bir dünya mı yoksa global bir köy mü kafamız karışık.   Fukuyama 1991’i Tarihin Sonu diyerek selamlarken kastettiği 19.yüzyıl ortalarından bu yana dünyayı kaynatan bir çatışmanın sona ermesiydi aslında.Fukuyama’nın sona erdiğini söylediği tarih Kapitalizm ve Sosyalizm arasındaki müc...

RASTLANTISAL MASKELİ ÖRÜMCEK KUŞU

Resim
Bir maskeli örümcek kuşu ile yolda karşılaşma olasılığım herhalde maske, örümcek ve kuşla ayrı ayrı karşılaşma olasılığımın milyonda biri olsa gerekti. Ama Çeşme’nin Ildır köyünde antik Yunandan emanet Tiyatro ve Tapınağı içeren sabah gezmemin süresi öyle bir zamana karşılık geldi ki bu imkansız olasılık gerçek oldu. Sarı toprak yoldan otların arasına doğru hareketlenen canlının aslında bir kuş olduğunu fark etmem ve bu kuşun sekerek ancak bir ottan diğerine varabilmesi bu rastlantının biraz daha uzun süreceğini gösteriyordu. Uçamayan tek kuş Emu’ydu ve Emu’lar Avustralya’da yaşıyordu. Emu olmadığına göre başı dertteydi bu Tanrı kulunun. Serçe kadardı ama serçe değildi. Uzun gagası ile parmağımda çuvaldız etkisi yapan dokunuşları hiç de dost canlısı olmadığına delaletti. Yine de kedilerin, köpeklerin cirit attığı bu alanda şansı yaver gitse ve onlara yakalanmasa bile karnını kendi başına doyuracak hali de pek yoktu. Arkadaşlarım beni doğaya müdahil olmakla itham etse de ben on...