Kayıtlar

DÜNYANIN BÜTÜN KÖPEKLERİ : ISIRIN

Resim
  Toplum yaşamında giderek yeri  azalan diğerlerinin yanında köpekler ayrıcalığını hala koruyan   ender canlılardır. Köpek artık insan   için çalışmaktan çok insan için yaşar hale gelmiştir. Dünya’da Kuzey/Güney ayrışmasının en belirgin kırılma noktalarından biri de köpeklerle kurulan ilişkide gizlidir. İstisnalar saklı tutulmak kaydıyla kuzey kutup dairesinden güneye inildikçe sokaklarda başıboş köpeklere rastlamak olası hale gelmekte, tersinde ise köpek   adeta bir aile bireyine dönüşmekte, her köpek iyi kötü bir çatı bulabilmektedir. Kapitalizmin başarısı sokaklardan köpekleri silmeye yetmiştir. Kapitalizmin bu başarısı tüm alanlarda başarılı olduğu anlamına gelmez.   İtalya’nın zihnimizde çağrıştırdığı Amalfi’den, Napolitenlerden, Pizza’dan çok daha kötü şeylerin bolca resmedildiği Dogman filminde ortada ciddi bir başarısızlık olduğuna dair önemli karineler var aslında. https://www.beyazperde.com/filmler/film-255466/ Kötülüğün insan sur...

DÜNYANIN ÜZERİNDEKİ HAYALET

Resim
  VİETNAM-AFGANİSTAN (sen kazandın ama ben haklıydım) Adam Smith'in görünmez elinin gayet güzel biçimde piyasaları yönettiğine inananlar karşı cepheye galip geleli uzun zaman oldu.Yaklaşık 30   yıldır dünya sosyalizme karşı kapitalizmin zaferini kutluyor. Sosyalizm projesi 1991’de SSCB’nin dağılması ile çöktü. 1991’den yaklaşık 45 yıl öncesine gittiğimizde soğuk savaş dönemiyle karşılaşırız. Bu yaklaşık yarım asırda dünya iki kampa bölünmüştü. ABD’nin   kampı kapitalizmi, SSCB’nin kampı sosyalizmi   hedeflemekteydi.20. yüzyıla damgasını vuran çatışma ikinci kampın dağılması ile neticelendi. Dünya komünist bloka karşı kapitalist blokun zaferini kutladı. Hatta hala entelektüel faaliyetine devam eden Amerikalı yazar Francis Fukuyama bu durumu Tarihin Sonu olarak selamlamaktaydı. Bugün Afganistan’da yaşanan sorunun kökleri tam da iki kamp arasındaki geçmiş çatışmaya karşılık gelmektedir. Bu sene takip ettiğimiz Tokyo Olimpiyatlarından tam 40 yıl önce Moskova ...

YA SOSYALİZM YA BARBARLIK

Resim
Afganistan’da yaşananları bir bilim kurgu filmi gibi izliyoruz. 1989’da Berlin Duvarı yıkıldığında Üniversite öğrencisiydim. Francis Fukuyama “Tarihin Sonu” isimli kitabıyla bu yeni dünyayı selamlıyordu. 1991’de doğanların 30, 10 yaşında olanların 40 yaşında , 40 yaşın üstündekilerin adamdan sayılmadığı bir ortamda 1991’de şunlar olmuştu diye konuşmak risk aslında. Yine de bu riski alıyorum.  1991’de üniversiteyi hem de ODTÜ’de bitirmiş olmama karşın bir defa dahi bilgisayar tuşuna basmamıştım. Hatta bir arkadaşla girdiğimiz bilgisayar odasından acaba bilgisayarları bozduk mu diye topuklayıp kaçtığımı hatırlıyorum. Tam 30 yıl içinde dünyanın nasıl değiştiğine hepimiz şahidiz. Kocaman bir dünya mı yoksa global bir köy mü kafamız karışık.   Fukuyama 1991’i Tarihin Sonu diyerek selamlarken kastettiği 19.yüzyıl ortalarından bu yana dünyayı kaynatan bir çatışmanın sona ermesiydi aslında.Fukuyama’nın sona erdiğini söylediği tarih Kapitalizm ve Sosyalizm arasındaki müc...

RASTLANTISAL MASKELİ ÖRÜMCEK KUŞU

Resim
Bir maskeli örümcek kuşu ile yolda karşılaşma olasılığım herhalde maske, örümcek ve kuşla ayrı ayrı karşılaşma olasılığımın milyonda biri olsa gerekti. Ama Çeşme’nin Ildır köyünde antik Yunandan emanet Tiyatro ve Tapınağı içeren sabah gezmemin süresi öyle bir zamana karşılık geldi ki bu imkansız olasılık gerçek oldu. Sarı toprak yoldan otların arasına doğru hareketlenen canlının aslında bir kuş olduğunu fark etmem ve bu kuşun sekerek ancak bir ottan diğerine varabilmesi bu rastlantının biraz daha uzun süreceğini gösteriyordu. Uçamayan tek kuş Emu’ydu ve Emu’lar Avustralya’da yaşıyordu. Emu olmadığına göre başı dertteydi bu Tanrı kulunun. Serçe kadardı ama serçe değildi. Uzun gagası ile parmağımda çuvaldız etkisi yapan dokunuşları hiç de dost canlısı olmadığına delaletti. Yine de kedilerin, köpeklerin cirit attığı bu alanda şansı yaver gitse ve onlara yakalanmasa bile karnını kendi başına doyuracak hali de pek yoktu. Arkadaşlarım beni doğaya müdahil olmakla itham etse de ben on...

KAPİTALİZMİN ŞAFAĞINDA BİR HİKAYE

Resim
Modernitenin şafağında Amerika doğasının talanı için 7 iklim 4 kıtanın rekabet içinde olduğu yıllardayız. Talan doğru kelime. Yüzyıllarca Kızılderililerin aklına gelmeyen ne varsa beyaz adamın aklında. Sadece altın değil, kunduzlar, sincaplar, kemirgenler, kürkü değerli tüm canlılar hedefte., Kızılderililerin doğaya paralel yaşam tarzının ineklere bile ihtiyaç duymayan kültürü neredeyse tarumar olmuş durumda. Dillerini bile öğrenmeye tenezzül etmeseler de belki de rehberlik kabiliyetlerinden yararlanmak için şeflerini evlerinde konuk edebiliyorlar. Alt sınıf ise çoktan hizmet işlerini yapmaya başlamış. Bu toplumsal tablonun alt yapısı yani ekonomisi ise doğa kaynakları ile mücadele eden avcılardan oluşuyor. Avcıların bu sert işleri görürken karınlarını doyurmak için bir aşçıya ihtiyaç duymaları ve sırf bunun için bir ahçıyı yanlarında taşımaları ise o günlere dair ilginç bir detay. Üst sınıf için değil bizatihi ekonomik aktivitenin içinde olanlar için ahçılık yapmak 19.yüzyılın baş...

Hepimiz Aynı Dövüş Kulübündeyiz

Resim
2000’lerin şafağında , milenyumdan tam 1 yıl önce dünyayı sarsan Fight Club/Dövüş Kulübünün unutulmaz repliklerinden biridir; “Bana vurabildiğin kadar sert vur” Tüketim toplumunun henüz internet olanakları bu denli artmamışken resmini çeken filminin yine bir diğer unutulmaz karesinde “Sahip olduğun şeyler sonunda sana sahip olur” diyerek, endüstri devriminden bu yana baş döndürerek dönüşen dünyayı tanımlar film. Edward Norton ve Bradd Pitt’in unutulmaz performansı ile zihinlere yazılan Dövüş Kulübü bütün anlattıklarının ötesinde hayatın önemsizliğine dair alegorisini de şu cümleyle zihinlere kazır : “Özel değilsin, güzel falan da değilsin, dünyadaki biricik kar tanesi de değilsin,  bütün diğerleri gibi çürüyen, yok olmaya programlı organik maddenin tekisin” Dünya Kafes Dövüş Şampiyonu Murat Kazgan’la tesadüfi bir sebeple tanıştığımda aklıma gelen bu kült film oldu doğal olarak. Çıplak elle, korumasız ve kuralsız biçimde iki insanın başka insanların önünde kavga ettiği b...

HAYATIN DERSLERİ

Resim
HAY ATIN  DERSLERİ Bir toplantıya hazırlıksız çıktığınız hiç oldu mu? Eminim bir çok kez. Karşınızdaki gözler sizi izler ve siz neredeyse hiç bilmediğiniz yada çok az bildiğiniz bir konuda dert anlatmak zorundasınızdır. Burada karşınızdakiler konudan az çok haberdar ve bilgili ise olacak netice az çok bellidir. Bir süre kıvırırsınız ama karşıda konuyu sizden daha iyi bilen bir dinleyici muhtemelen bu acıya son verir. İkinci şıkda ise acı sürekli hal alır. Karşınızda sizden daha az bilgili bir grup/kişi vardır ve siz bu sefer blöfe başlarsınız. Şansınızı denersiniz. Bazı durumlarda işe yarar bu taktik ve en az hasarla kurtulabilirsiniz bu müşkül durumdan. Pandemi kısıtlamasında izlediğim bir filmde Nazi Toplama Kampında ölümden kurtulmak için kendisini İranlı olarak gösteren Yahudi mahkumun hikayesini izlerken iş hayatında karşılaşılması olası bu tuhaf hal geldi aklıma. Tabii ki tesadüfen eline geçirdiği Farsça bir kitabın arkasına saklanarak bu yalanı kurgulayan mahkumu...