Kayıtlar

YAŞAMAK ŞAKAYA GELMEZ

Resim
  Eğer 100 yaşına dek yaşarsanız tanık olabileceğiniz gün doğumu sayısı 36525’dir. Sıkı bir   çabayla 12 saatte 36525’e kadar sayabilirsiniz. İnsan aklının ürünüdür dünyadaki varlığına hayatın   bu basit günlük döngüsüne ilave pek çok farklı şey katmak. Doğada insandan başka güneşin etrafında atılan o mucizevi 24 saatlik turun parçası olmaktan daha fazlasını uman hiç bir canlı yok desek abartmış olmayız. İnsana akıl denilen varoluş bilincinin nasıl ulaştığını ister yaradılışın akıllara ziyan bilimdışı kuramı ile isterse evrimin kalp kıran katı gerçekçiliği ile açıklayın sonuç değişmez. İnsan sahip olduğu akılla dünyadaki tüm canlılara   hükmetmeye heveslenmekle yetinmez bir de üstüne bu azami 35-40 bin günlük yolculuğu hiç bitmeyen   bir biriktirme   ve çoğaltma mücadelesine dönüştürür. Çok satan Homo Sapiens kitabında Neanderthal insanını   yenen büyük atamızın genlerine atfedilmiştir bu bitmeyen mücadele. Avcı toplayıcılıktan tarım toplumuna geçi...

FİYATLAR NEDEN YÜKSELDİ?

Resim
  Türkiye’de     bazı şeylerin neden bu kadar pahalı olduğuna şaşıranlara da ben şaşırıyorum. Bodrum’daki fiyatlar , Beyaz Fırın’ın pastaları ,Kuzguncuk Fırınındaki kurabiyeler ve buna benzer pek çok örnek. Kimi fiyatlar birer astronomik nesneye dönüşmüş durumda.   Fiyatları takip etmek için teleskop gerekiyor. Diğer tarafta kredi faizinin ayda %6 olması var.   Basit hesapla elinizdeki 100 TL’nin   bir sene sonra 72 TL'sinin faize gideceği ve cebinize 28 TL kalacağı anlamına geliyor bu. Öte yandan bu bile yanlış hesap . Çünkü aylık 6 yıllık 72 olan faizin %30’u kadar da devletin vergi faizi var. KKDF ve BSMV gibi janjanlı isimlere sahip olan bu vergilerin yıllık oranı da %24’tür. Başka ülke halkının 5 yılda ancak ödediği faizi Türkiye Cumhuriyeti faizin vergisi adı altında halktan tahsil ediyor. Buna da kısaca NAS deniyor. Yani siz de toplam basit maliyeti %96 olan bir krediyi kullanmak zorunda kalıyorsunuz. Gelelim emlak ve araç fiyatlarına. Bur...

SELİM SARIGÜL'E VEDA (5.10.37-21.3.24)

Resim
  1934 yılının Mayıs’ında Kimon Georgiev Stoyanov isimli bir Bulgar general Avrupa’da savaşın ayak sesleri yaklaşırken ağır sorunlarla boğuşan ülkesini bu dertlerden ancak bir askeri müdahalenin kurtaracağına inanmaktaydı. Bu darbenin Bulgaristan’ın dertlerini çözemediği ülkenin sonradan başına gelenlere bakıldığında ne denli açık olsa da en hızlı etkisi zaten hayatları zorlaşmış olan Bulgaristan Türklerinin hayatlarının daha da kararması olmuştu. 1934’ten 2. Dünya Savaşının başlamasına kadar 100.000 Bulgaristan Türkü yada bizim deyimimizle Muhaciri Türkiye’ye doğru yola çıkmıştı   bile. 1930’ların ağır şartlarında 500 seneyi aşkındır yurt bildikleri toprakları terk ederek Misakı Milli sınırlarına ricat eden bu insanlardan iki tanesi de Selim Sarıgül’ün annesi ve babasıydı. Selim Sarıgül’ün hayatı daha doğmadan zorlukların içinden geçmişti. Trakya’dan öteye gitmeyen aile için asıl durak Pınarhisar olmuştu. Erken yaşta ölen babanın yokluğunda ağabeylerin korumasında...

KURU OTLAR ÜSTÜNE BİR KAÇ SÖZ

Resim
  Uzun zaman endişeli modern, son zamanda endişeli modern plus endişeli vatandaş olarak yaşadığımız yalnız ve güzel ülkemizde toplumsal algılar karpuz gibi tam ortadan bölük vaziyette. 1978’de Ali Rıza Binboğa’yı televizyona çıkarmak onun Öğretmen şarkısı eşliğindeki   Anadolu   görüntülerini yayınlamak cüretkar bir işti. Bunu İsmail Cem’in TRT Genel Müdürlüğü zamanında yapan TRT yapımcısı Ümit Kaftancıoğlu( Canan Kaftancıoğlu’nun kayın pederi olur) sokak ortasında vurulmuştu. Aradan 46sene geçti . İsmail Cem’i Ali Rıza Binboğayı Kaftancıoğlu’nu hatırlayanların sayısı bilmeyenlerin yanında azınlığa düştü. Kuru Otlar Üstüne’nin fragmanında TRT Sinema ibaresini görünce aklımdan geçenler filmin son jeneriğindeki TRT fragmanı ile birleştiğinde karlar içinde geçen bu   öğretmen hikâyesinin 46 yıllık Türkiye yakın tarihine dair kaçınılmaz çağrışımları örülmüştü bile. 1970’lerde endişeli modernler değil, endişeli vatanseverler, yurttaşlar , yoldaşlar 12 Eylül’ün ağı...

KAYNAK : HAYATIN BİTİŞİ BAŞLANGICIDIR

Resim
  İnsan akıllı bir canlı olmanın bedelini öleceğini bilmekle ödüyor. Bu bedel son yüzyılda daha da arttı. Stoacılar asırlar önce öleceğiniz için üzülmeyin siz varken   ölüm; ölüm varken siz yoksunuz diyerek teselli verdiler     . Oysa onlar için ölüm hiçbir zaman tarihi ve anı belirsiz olmanın ötesine geçmemişti. Bilgi devrimi ve aydınlama çağı pek çok şey gibi ölümün de sırlarını açığa döktü. En amansız hastalık olan Kanserin bir insanı yaklaşık olarak ne kadar zamanda alacağı neredeyse takvim kesinliğinde bilinebiliyor. Yaşlı   yada genç olsun ölümün mukadderliğine dair bilgi sahibi olmanın insanı çıldırtmaması zor. Ölümü bir treni bekler gibi beklemek, ümidi kaybetmek,   hastalar   ve onların sevenleri için bir 21.yüzyıl çilesi oldu. Aronofsky’nin Kaynak’ta karşımıza koyduğu hikayenin üçboyutunun birincisinde ileri derecede kanser olan karısını hastalığın pençesinden çıkarmaya çalışan araştırmacı doktorla tanışıyoruz. Maymunlar üzerindeki dene...

ÖLÜM DOĞUM FAŞİZM VE KADINLAR

Resim
  Oksijen Gazetesi   bir Radikal olamasa da memleketin Pravda’ya dönmüş medya ortamında görece bir ada gibi farklı ufukları önümüze seriyor. Bununla beraber muhtemel ki ülkenin gelir eşitsizliğinde geldiği noktanın bir sonuçu olarak Oksijen editörleri asıl hedef kitlesinin tüketecek ilave bir lüks bulamadığından yola çıkarak sağlık konularında okurlarına ölümsüzlüğün yolunu göstermeye çalışıyor. Oksijenin sağlık yazarları Beyaz TC vatandaşlarına 30 yıl daha ölmeyin sonra ölümsüzlük olmasa da 150-200 sene yaşamak garanti mesajı veriyor. Memleket 1930’ların Almanya’sı 1950’lerin Amerikası, 1980’lerin SSCB’si ve 1990ların Rusya’sı   kıvamına gelmişken ölmek için   ideal zamanların olmadığına ben de katılırım. Türk halkına ilave bonus bir 25 sene ömür verilmesi yerinde olur. Oksijenin pompaladığı ölümsüzlük hayallerini bir kenarda tutalım ve hayatın ölüm olmadan ne kadar sıkıcı ve manasız olacağı üzerine birazcık tefekkür edelim. Hoş biz düşünmesek de ölüm ve onun ya...

RÜYALARIN "YANLIŞ" LARI VE DOĞRULARI

Resim
  Rüya göremezsek delirirmişiz. Uykunun Rüya gördüğümüz kısmı olan   REM uykusuna dalmaya izin   verilmemesi iyi bilinen   bir işkence metodudur. Rüyalar fiziksel sağlığımız için ne kadar önemliyse ruhsal sağlığımızı da bir o kadar   meşgul ediyor olmalı. Bundan 3 ay önce hiç tanımadığınız bir insanı rüyanızda görmeniz aslında rüyaların bir tür Netflix’ten ibaret olduğunu düşündürüyor. Netflix’ten farklı olarak abonelik ücreti yok ve senaryoyu siz yazıyorsunuz. Bilinç altınızda gezen lüzumlu lüzumsuz yüzlerce hikayeden habersiz zavallılar sizin bu rüyalarınızın bazen yardımcı oyuncusu, bazen başrolü olarak yer alsalar da bundan ne haberleri ne çıkarları ne de burada yer almak için bir istekleri söz konusu. Rüyaların insanın kafasının içindekilerin ve çoğu zaman   saçmalıkların bir özeti olduğunu düşünüyorum ama bunu ispatlayamam. Bana bu gerçeği bir kez daha altını çizerek anımsatanYANLIŞ filmi oldu. Klasik bir kabusun içinde olduğumuzu 7.59’d...