Kayıtlar

ARVO PART VE 14 MAYIS SEÇİMLERİ

Resim
  Türkiye’nin modern zamanlarını mitolojik bir hikaye ile eşlemek gerekirse; bu, hiç tereddütsüz Sisiphos olurdu. Tanrıların aynı kayayı sürekli sırtına yükleyip dağın tepesine yolladıkları talihsiz fani ile Türkiye tarihinin son 100 yılı arasındaki korelasyonu görüp de içlenmemek elde değil. Kısaca durumu tarif edelim : Devrimler/ideolojiler çağı dediğimiz dönemi anti komünizm histerisi ile yaşadı ülkemiz. Bunun resmi başlangıcı 1950’ler olsa da Nazım Hikmet’in 15 yıllık hapishane çilesi daha da erken bir döneme tarihlenir. 1991’e kadar “Zulüm Kuzeyden Gelir” endişesi ve korkusu ile geçti yıllar. Bütün bu dönem içinde Türkiye’de tereddütsüz en önemli kaygı koca kuzey komşusunun dinsiz ideolojisinin ülkeyi istila etmesi olmuştu. Ordu, Bürokrasi, resmi ideoloji ve bunun sivil uzantıları mücadelelerini hep bu minvalde yürüttüler. Komünizm dinsizlik demekti ve neredeyse Türkiye’de muhalif olan herkes bir dönem “komünistlik eşittir dinsizlikle” itham edildi. 1991’de duvarın y...

HALİT ARSLAN'I UNUTMAMAK

Resim
    “Saatim yok tam olarak bilemem Biraz bira, biraz şarap önceydi Nasıl oluyor; vakit bir türlü geçmezken Yıllar, hayatlar geçiyor? Kayıp bir bavul gibiyim havaalanında Ya da boş bir yüzme havuzu sonbaharda Çok mu ayıp hala mutluluk istemek? Neyse zaten hiç halim yok Bugün benim doğum günüm Hem sarhoşum hem yastayım Bir bar taburesi üstünde Babamın öldüğü yaştayım Bugün benim doğum günüm Kelimeler büyüyor ağzımda Bildiğim bütün hayatlar Paramparça Takatim yok, yine de telefona sarıldım Son bir özür için tüm sevdiğim kadınlardan Aradım, mesajlar çıktı kapattım Telesekretere konuşamayanlardanım Bugün benim doğum günüm... ”                                                                                         ...

LOVE IS EVERYWHERE

Resim
  "My breath is a red bird In auburn sky of  your hair i I'm taking you in my lap Your legs are growing indescribably long My breath is becoming a red horse  I understand from the burning of my face We are poor our nights are too short We need to make love rapidly When watching Gaspar Noe's film "LOVE",  Poet Cemal Süreyya strings come to mind. Just as Cemal Süreyya did not avoid his word, Noe did not avoid his camera. We are talking about a film about the sensual journey of two people who are passionately connected to each other. The details of this journey are at the core of the film. The actors make love like real lovers from the beginning to the end of the film, and we are witnessing this firsthand. It would be meaningless to think that two young people who dreamed of becoming painters and filmmakers were living the life of priests and nuns in Paris anyway. Long before Gaspar Noe, Puccini had already introduced us to these extreme hearts in Paris in his magni...

AŞK İMİŞ HER NE VAR İSE ALEMDE

Resim
"Kırmızı bir kuştur soluğum Kumral göklerinde saçlarının Seni kucağıma alıyorum Tarifsiz uzuyor bacakların Kırmızı bir at oluyor soluğum Yüzümün yanmasından anlıyorum Yoksuluz gecelerimiz çok kısa Dörtnala sevişmek lazım." Gaspar Noe'nun "Aşk" filmini izlerken insanın aklına Cemal Süreyya dizeleri  geliyor . Cemal Süreyya sözünü nasıl sakınmadiysa Noe de kamerasını sakınmamış.  Birbirine tutkuyla bağlanan iki insanın tensel yolculuğu üzerine bir filmden söz ediyoruz.  Bu yolculuğun detayları filmin iliklerine işliyor.  Oyuncular gerćek birer aşık gibi sevişiyorlar filmin başından sonuna dek ve biz bunun birinci elden şahidi oluyoruz.  Ressam ve sinemacı olma hayali kuran iki genç insanın Paris'te rahip ve rahibe hayatı yaşadıklarını düşünmek zaten manasız olurdu . Gaspar Noe'dan çok daha önceleri Puccini La Boheme operasında bizi Paristeki bu ucarı gönullerle tanıştırmıştı bile .  Yine de genel izleyiciye hitap eden bir filmde bu denli açık s...

BAHAR İSYANCIDIR

Resim
  6 Şubat Depremi ile yıkılan 10 şehrin neredeyse tamamının meydanlarında sokaklarında el arabası ile meyve satan seyyar satıcılara rastlarsınız. Güneydoğu’nun bereketi ile tarlalardan fışkıran meyveler ister karpuz gibi kocaman     ister kayısı gibi minnak olsun seyyar satıcılara hayatlarını kazanmak için bir şans verir. Dünya denen kürenin güneyinde eğitimden ve sosyal adaletten nasibini az alan coğrafyalar için seyyar satıcılık önemli bir iş ve ekmek kapısı olagelmiştir. Muhammed Buazizi 27 yıllık kısa hayatının tamamını yoksulluk içinde geçiren Tunuslu bir seyyar satıcıydı. Onun, bu mütevazi işi bile yapması için ondan rüşvet bekleyen bir sisteme katlanma eşiği bir Aralık günü doldu. O gün hayatını sürdürmek için tek bildiği   işini bile yapamadığını anlamıştı. Kendini ateşe verdi ve ağır yaralandı. 18 gün hayat mücadelesi verdikten sonra hastanede öldü. Muhammed kendini yakmamıştı. Muhammed aslında Kuzey Afrika’dan Ortadoğuya kadar çok geniş bir coğrafya...

WE ARE ALL IN SAME FIGHT CLUB

Resim
It was one of the unforgettable quote of Fight Club that shook the world at the dawn of the 2000s, exactly 1 year before the millennium; ”Hit me as hard as you can" In another unforgettable frame of this film, which took   picture of the consumer society while the Internet possibilities had not yet increased so much The quote was  “The things you have will eventually own you”, the film describes the world that has been transformed  insanely  since the industrial revolution. Fight Club, remembered  on the minds with the unforgettable performance of Edward Norton and Brad  Pitt, engraves its allegory  with the following sentence beyond all its narratives : “You are not special, you are not beautiful, you are not the only snowflake in the world, you are just a rotting organic matter programmed to disappear like all the others.” Naturally, this cult movie came to my mind when I met the World Cage Fighting Champion Murat Kazgan for a random reason. I h...

EUROPA 2023: KAOS YENİ(DEN) BAŞLIYOR

Resim
  20.yüzyıl afili millenyumda yani 2000’de bitmemişti. Asıl bitiş yılı 1991’di. 1991 : 20.yüzyılı önceki tüm zamanlardan farklı kılan ve 2. Dünya Savaşından hemen sonra başlayan müthiş dönüşümün geri dönmemek üzere kırıldığı yıldı. 1945-91 arasında dünyanın yaşadığı garip ve tarifsiz ruh halinin izleri 1991’den sonra yavaş yavaş silindi. Lars Von Trier Europa’yı bu izler henüz taptaze iken çekmişti. Hatta izlerin pek çoğu daha bugünkü şeklini bile almamıştı. Europa o   zaman da hak ettiği ilgiyi görmüş belki de Lars Von Trier’i   her   ne olabildiyse o olması için desteklemişti. Savaş sonrası Avrupa’nın ruhunu tren yolculukları ve yıkıntılar arasından anlatan, kafa karışıklıklarının derinliklerini ölçen bu film için ilave tek bir cümle edebilmek ancak onu yeterince uzun zaman sonra tekrar izlemekle mümkün olabilir. 2023 bunun için uygun bir zaman mı? Soğuk Savaş bittiğinden beri neredeyse ilk defa soğuk savaş taraflarını eski günlerdeki kamplarına yakın nok...