Üç tarz-ı zenginleşme

·
Eski Türkiye’nin kuruluş aşamasında önemli entelektüel kimlikler öne çıkmıştı. Yusuf Akçura’dan Ziya Gökalp’e İsmail Gaspıralı’dan Halide Edip’e Prens Sabahattin’den Adnan Adıvar’a pek çok önemli ismin karar vermek zorunda kaldıkları siyaset seçenekleri ağırlıklı olarak Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak olarak kayda geçmiş ve zamanın dilinde 3 tarzı siyaset olarak anılmıştı.
Eski Türkiye kimilerine göre 1876’da kimilerinde göre 1920 de ya da 1923’te başladığı hikayesini çok da itiraz etmeden son çeyrek yüzyıl içinde Yeni Türkiye’ye devir ve temlik etti.
Yeni Türkiye’nin kurucuları eskilerinin karşı karşıya olduğu 700 yıllık saltanat, dünya güçleri ve dünya savaşı gibi meydan okumalara maruz kalmadan eskiden yeniye geçişi sağladılar.
İronik olan şuydu; Eski Türkiye’yi yıkmadan hatta tam tersine onun kural, kaide ve imkanlarından istifade ederek Yenisini tanzim ettiler. Tek bir partinin aynı ülkeyi çeyrek yüzyıldan fazla idare edebilmesini azımsamak istemiyorum ama bir devrimden falan söz etmek için de gerekçe bulunmuyor. Devrim mahkeme celpleri ile olan bir şey değildir.
Eski Türkiye 3 tarzı siyasetin arasında seçim yapma çabası içindeki entelektüellerin kaygılarıyla bina olmuştu. Para, ikbal vs çok da önemli değildi.
Yenisi için aynı kaygılar pek de geçerli olmadı. Her ne kadar bir dava partisinden ve ideolojik olarak “İslamlaşma” seçeneğine yakın durmaktan söz etsek de bunu sağlamak için gösterilen çabalar eski Türkiye usulü olmuştu.
Yeni Türkiye’nin siyaset tarzı zamanın ruhunun ihtiyaçlarına göre belirlenen amorf bir nitelik taşıdı. Bazen batıcıydılar bazen Avrasyacı. Amerika hem şeytandı hem dostumdu. Camiler büyüdükçe içlerindeki boşluk daha görünür oldu.
Yeni Türkiye’nin asıl derdi zenginleşme oldu ve zenginleşme yolları üzerindeki tarzı farklılaştı.
Buna ben 3 tarzı zenginleşme dedim. Her biri yaklaşık 80-90 Milyar dolarlık ana gövdelerden oluşan bu zenginleşme modellerinin detaylarını aşağıda bulabilirsiniz.
1. Gayrımenkulle zenginleşme
AKP’nin Derviş programına riayet ederek kısa sayılabilecek sürede Makro istiktrar verilerini yani önce “Kuru”, sonra “Enflasyonu” ve en sonunda “Faizi” düşürmesi 2010’lar gelmeden bu topraklarda ilk defa uzun vadeli konut kredisinin ayak seslerini duymamıza yol açtı. Herkes sırat köprüsünü geçmek için kestiği koça güvenir ben bu dönemde görev yaptığım Bankada kredi onaylarını sağladığım asgari ücretlilerin duasına güvenirim. Gerçekten de mütevazi evlerini banka kredisi ile finanse eden bu yoksul insanlara kredi onayı verirken çok az tereddüt ederdim. Fakirlerin de ev sahibi olabildiği bu sistemin yarattığı ivmenin zengini daha da zengin yapması ise kaçınılmazdı. Bu dönemde İstanbul’un inşaat rantına açılmasının mümkün olduğu keşfedildi. Bu zamana kadar korunan siluet ve yapılaşma kuralları hiçe sayılarak inşaat üzerinden zenginleşmenin kapıları sonuna dek açıldı.
Bu dönemin temsilcisi olan en büyük rant oyununu gazeteci Hazal Ocak sayıştay raporlarına dayalı olarak hesaplamış ve 240 milyar TL (yaklaşık dönem kuru ile 80 milyar Dolara karşılık gelmektedir) bulmuştu.
2. Krediyle Zenginleşme
Gayrımenkulle zenginleşmenin önemi azalmasa da artık tabana eskisi kadar faydası olmayınca yeni bir zenginleşme modeline ihtiyaç duyuldu. 2018 seçimlerinden hemen önce bulunan icat Banka kredisine kefil olan devletti. Bankaları kredi vermeye motive eden sistem ile zenginlik bu defa kredi aracılığıyla dağıtıldı. 2017 KGF kredileri ile 250 milyar liranın kredi ile el değiştirmesi sağlanırken tabii ki tabanda değil ama tavanda büyük bir zenginleşmenin yolu açıldı. Dönemin kuru ile yaklaşık 80 Milyar dolar kredi el değiştirirken Türkiye’de makro istikrar geri dönmeyecek şekilde elden çıkıyordu. Kötü kredilerin el değiştirmesine de vesile olarak servet transferine kapı açan bu model 2017 sonunda sağladığı fiktif büyüme rakamı ile ertesi yılın seçim sonuçları da garanti edilebilecek şekilde göz boyandı.
3. Sermayeyle zenginleşme
Azalan marjinal verim yazısı önce gayrımenkulu sonra krediyi zenginlik üretmede arka plana düşürünce bu defa yeni bir modele ihtiyaç duyuldu. Daha önceki modellerde olduğu gibi zenginleşme sisteminin geniş kitleleri sisteme dahil etmesi gerekiyordu. Bunun için izlenen modele razı tabanı bulmak zor olmamıştı. Yüksek enflasyonun erittiği paranın birikim yapma kabiliyeti ortadan kalkınca spekülatif talep pazarlandı. Önce 1000 TL’lik halk arz katılımları ile kitlenin ayağı alıştırıldı. Kahve parasını halka arza katılarak çıkaran kitleler borsanın az parası olana da iyi gelebileceği düşüncesini hızla satın aldılar.
Ponzi fonların halka yeni arz edilen şirketlerle kurduğu ilişki ve çok sayıda az paranın az sayıda çok paraya dönüşme potansiyeli Yeni Türkiye’nin 3. Zenginleşme modeli olarak kayda geçti.
Sonuç
Eski Türkiye’yi İmparatorluk bakiyesinin bıraktığı mirası nasıl geleceğe taşırız diyen münevverlerin titrek ışıklarda okuyup yazdıkları hayaller şekillendirmişti. Yeni Türkiye eskisinin tüm imkanlarını kullanarak kuruluşunu ilan etti. Kısa bir geçiş dönemi sonrasında asıl niyetin zenginleşmenin yolunu bulmak olduğu ortaya çıktı.
Yeni Türkiye Üç Tarzı Zenginleşmesi ile her seferine neredeyse 100 milyar doları bulan servet transferi ve zenginlik modelleri ile kendini tarif etti.
Yeni Türkiye aslında eski Türkiye’nin tek ideali zenginleşme olan bir kadroya devir ve temlik edilmesi oldu.
Yorumlar
Yorum Gönder