Fon krizi ve bir Baron’dan almamız gereken dersler

22.09.2026
Fon krizi diye özetlenen gelişmenin teknik ifadesi sistemik risktir. Sistemik risk kavramını dünya litaretürünün borçlu olduğu kişi gerçek bir Barondur ve adı da Alexander Lamfalussy’dir.
Baron Alexandre Lamfalussy (asıl adı Sándor Lámfalussy), 1929’da Macaristan’da doğmuş, 20 yaşında komünizmden kaçıp Belçika’ya sığınmış bir ekonomist. Demir Perde’yi aşan adam, sonra Avrupa’ya ortak para giydirdi. Azıcık trajik, epey ironik.
Louvain ve Oxford’da okudu, Brüksel’de bankerlik yaptı, Basel’deki BIS’te “merkez bankacıların merkez bankacısı” oldu. 1994–97’de Avrupa Para Enstitüsü’nün ilk başkanı olarak ECB’nin temellerini attı. Euro’nun kurucu babalarından sayılır. Belçika kralı da onu baron yaptı: orman mühendisinin oğlu, para aristokrasisinde yükseldi.
Sistemik risk tarafında da erken uyarıcıydı. BIS’te tek tek bankaların sağlığına bakmak yetmez, bütün sistemin çökebileceğini savundu. Finansal inovasyonun riski “daha istekli olana” taşımasının herkesi mutlu edebileceğini, ama sistemik istikrarı artırmayabileceğini 1980’lerde sorgulamıştı.
Latin Amerika borç krizinden ders çıkardı: marj riskini sermaye riskine çevirmek, sistemi daha kırılgan hale getirebilirdi. Borç yığılması, balonlar, birbirine bağlı büyük kurumlar ortaya çıkabilirdi.
Bugün “makro-ihtiyati” denen bakışın BIS’teki erken mimarlarından biriydi. 1990’daki Lamfalussy Raporu da ödeme ve netleştirme sistemlerindeki zincirleme çöküş riskini merkeze aldı. Kısaca: Demir Perde’den kaçtı, euroyu kurdu, bir de “herkes kendi riskini sattı diye sistem güvende olmaz” diye uyardı. 2015’te öldü. Euro duruyor, sistemik risk de duruyor; ikisini de en erken gördü.
Lamfalussy’nin sistemik risk kavramına dair uyarıları 2008’de yerini buldu. Dünya açgözlü bankacıların ve gözü kara emlak brokerlarının elinde acı çekerken Lamfalusy ilerlemiş yaşına rağmen kollarını bağlayıp ben demiştim diye azarlayacak konumdaydı.
2008 ABD krizi ülkenin özgün koşulları içinde konut sektöründe meydana gelmişti. “Hello” diyene kredi veren Bankalar ve bizde tam örneği olmayan ama bu gidişle olacak konut finansman firmaları fiyatları şişirip bonus ve karlarını zirveye çıkarmıştı. Bu da kesmemiş satılan evlerin kredileri menkul kıymete dönüştürülüp bir de onlar pazara çıkarılmıştı.
Zincirin kopması fiyatların düşmesi, borçluların ödemeyecekleri taksitlerin altına imza atmalarıyla gerçekleşti. Dünya çok ağır bir krizle yüzleşti. Bu zamana kadar denetim tekil bazda yapılıyordu. Her kurumun kendi başına sağlığı sorgulanıyordu. 2008 Krizi bu bakış açısını masaya yatırdı ve sistemik sorunların ortaya çıkabileceğini gündeme getirdi.
Bu tarihten sonra artık tekil yani mikro bakış kadar bütüncül yani makro bakış öne çıkarıldı. Bu makro yaklaşıma mikro bakıştan ayırmak için ingilizcesi ile Macro Prudentiality adı verildi. Türkçesini en çok Ali Babacan’dan duyduğumuz Makro İhtiyati Önlem kavramı hayatımıza bu şekilde girdi.
Amerika’nın kendine özgü koşulları ile oluşan konut finansmanı krizine karşı Ali Babacan burasını öncülü Menderes gibi Küçük Amerika sanarak konut finansmanını kısıtlayarak işe başladı. Türkiye’de konutun dinamikleri Amerika’dan çok farklı olmasına karşın bu alanı aynı önlemlerle yönetti.
Konut fiyatlarındaki aşırı istikrarsızlığa uzanan süreçle mortgageın yok olmasıyla ve dünyanın en toksik konut kredisi ile sonuçlanan bu önlem manzumesini o kadar çok yazıya konu ettim ki daha fazla yazmaya takatım kalmadı (*)
Konut kredilerini kısmak yetmez kredileri kısarsak ne para ne maliye politikasına gerek yok diyen Merkez Bankası başkanı (Erdem Başçı) istihdam ederek el yükseltildi. Türk Bankacılık sisteminin inovasyon alanında ürettiği pek çok katma değerli ürün Makro İhtiyati Önlem adı altında baskı ekonomisinin kurbanı oldu. Bu konuda da yaza yaza kalemi tükettim. (**)
Bu yoğun Makro İhtiyati önlem tahakkümüne karşı Türkiye eşi benzeri görülmemiş iktisadi sorunlara ve bitmeyen enflasyonun ezdiği bir ekonomiye evrildi.
Makro İhtiyati önlemin asli amacından sapıp ithalatı kısmaktan, büyüme rakamlarını yönetmeye kadar her derda deva bir iksire dönüşmesi buna karşın ülkede finansın neredeyse kamunun tahakkümüne girmesini de eş zamanlı yaşadık. Bu konu da yaz yaz bitmedi.(***)
Bütün bunların üstüne Sermaye Piyasası alanında yaşanan son gelişmeler ise kavramların içinin boşaltılmasının nasıl yan etkileri olduğunu gözler önüne serdi. Sermaye Piyasasının denetimsizlik içinde bir Ponzi oyuncağına döndüğü süreç dünya finans literatürüne girecek seviyede bir sistemik risk provasından başka bir şey değil aslında.
Türkiye 2000’li yılların ilk yarısında pek çok fedakarlık yaparak elde ettiği finansal istikrarı tam da Lamfalussy’nin sistemik risk uyarılarına kulak tıkayan ideolojik amaçlar güden anakronik kumanda ekonomisinin taşlarını döşeyen sözde Makro İhtiyati özde ise ideolojik hegemonya peşinde para ve maliye politikası ikamesi uygulamalarla kaybetti.
Asıl sapma burada başladı. Lamfalussy’nin makro ihtiyati dediği şey, sistemin birbirine dolanmış kırılganlığını görmekti; bizimki ithalatı kısmaktan büyüme rakamını terbiye etmeye, kart limitinden konut hayaline kadar her derda deva bir alete döndü. Adı makro ihtiyati kaldı, işi mikro müdahale ve makro mühendislik oldu. Riski sistemden çıkarmadık, sadece istediğimiz yere süpürdük.
Konut kredisini kıstık diye istikrar gelmedi, tüketici kredisini kıstık diye enflasyon durmadı; duran tek şey kavramın kendisiydi. Baron “herkes kendi riskini sattı diye sistem güvende olmaz” demişti. Biz kavramı aldık, içini boşaltıp üzerine pul yapıştırdık. Sistemik risk yerinde duruyor.
Kamu herşeyi yutan bir Leviathan’a döndü. Makro ihtiyati tabelasının arkasına geçti. Ve karşıdan bakınca her şey ihtiyaten yapılmış gibi göründü.
(*)
https://yeniarayis.com/yazi/konut-kredisi-neden-yok-oldu-4375
https://yeniarayis.com/yazi/ekimde-konut-satislari-artti-sorun-bakalim-nasil-artti-8811
https://yeniarayis.com/yazi/ev-kredisi-kalmadi-evlenme-kredisi-verelim-10084
https://yeniarayis.com/yazi/konut-kredisi-olsa-da-uzaktan-kullansak-9735
https://yeniarayis.com/yazi/dunyanin-en-toksik-konut-kredisi-10676
https://yeniarayis.com/yazi/merkezin-guncesinden-altin-kural-altini-olan-konut-fiyatini-koyar-11059
https://yeniarayis.com/yazi/deprem-oldurmez-kotu-ekonomistler-oldurur-10929
https://yeniarayis.com/yazi/konut-hayalleri-borsada-25-santimetre-karelik-umutlar-11635
(**)
https://yeniarayis.com/yazi/kredi-karti-engizisyonu-8115
https://yeniarayis.com/yazi/kredi-karti-meselesi-turk-halki-bidon-kafali-degildir-9446
https://yeniarayis.com/yazi/tcmbden-sadik-olana-40-satir-olmayana-kirk-katir-11469
https://yeniarayis.com/yazi/lozanin-gizli-maddesi-kredi-kartlarinin-limitini-dusurun-12556
https://yeniarayis.com/yazi/turkiyede-bireysel-kredinin-nesli-neden-tukendi-12913
https://yeniarayis.com/yazi/otomobil-kredisi-yoksa-kamyon-kredisi-var-tatile-kamyonla-gitmek-13192
(***)
https://yeniarayis.com/yazi/makro-ihtiyati-politikalar-ve-cemil-meric-5027
https://yeniarayis.com/yazi/servet-krizi-5224
https://yeniarayis.com/yazi/turkiye-2025-matrikste-imkansiz-besli-ile-istikrar-hayalleri-10777
https://yeniarayis.com/yazi/kgf-ile-halinin-altina-supurulen-sorunlar-yeni-yine-yeniden-11108
https://yeniarayis.com/yazi/medusanin-sali-ve-cevapsiz-kalan-soruya-dair-10948
https://yeniarayis.com/yazi/fakirlesen-ankara-zenginlesen-kastamonu-11889
https://yeniarayis.com/yazi/nas-nasil-ribaya-donustu-11750
https://yeniarayis.com/yazi/finans-alla-turca-11594
https://yeniarayis.com/yazi/23-agustos-sapka-inkilabi-ve-kkmden-kurtulus-bayrami-11652
https://yeniarayis.com/yazi/turkiye-2025-para-nerde-araba-nerde-12043
https://yeniarayis.com/yazi/fazla-kgfnin-bunyeye-verdigi-zararlar-turk-tipi-bail-outa-giris-12336
https://yeniarayis.com/yazi/trumpa-acil-kamu-bankasi-lazim-12510
https://yeniarayis.com/yazi/bankacilik-ve-dis-politika-12806
https://yeniarayis.com/yazi/kur-artar-mi-artsin-mi-13229
https://yeniarayis.com/yazi/schrodingerin-ekonomisi-15041
https://yeniarayis.com/yazi/turkiyenin-en-buyuk-sorunu-5422
https://yeniarayis.com/yazi/kamu-bankasi-genel-muduru-olmanin-dayanilmaz-agirligi-1038
Yorumlar
Yorum Gönder