Ana içeriğe atla

Faiz kuru ve sebepsiz koltuk zenginleşmesi üzerine

 

Faiz kuru ve sebepsiz koltuk zenginleşmesi üzerine

Bankacılık yaptığım yıllarda, müşteriler sıkışıp ödemelerini yapamaz hale gelince, kredilerinin “Varlık Fonuna” devrolacağını söylerdi. Psikopatolojik ekonominin sahasına giren bu bilinç ve dil sürçmesinde kastedilen tabii ki Varlık Fonu değil, Varlık Yönetim Şirketi’ydi.

Bu yanlışlığın arka planı çok katmanlı olmalı. Bir katmanında, Varlık Fonu’nun arkasında “reis” olan, her derde deva bir yapı olarak lanse edilmesi yatıyor. Dara düşen vatandaşın, “reis bir şekilde yardım eder” beklentisiyle Varlık Yönetim Şirketi’ni Varlık Fonu sanması tesadüf değil. Dara düşen ülkeye çare olarak kurulan Varlık Fonu’nun, takibe düşen vatandaşı nasıl kurtaracağını düşünmek nafile olsa da, Einstein’ın dediği gibi önyargıyı aşmak atomu parçalamaktan zordur.

Müşteriler; Bankaların batık kredilerini, yani aktiflerini= varlıklarını ucuza satın alıp şahin gibi tahsilata çalışan Varlık Yönetim Şirketlerine devrolan borçların nasıl takip edildiğini görseler, o kadar istekli olmazlardı herhalde.

Varlık Yönetim Şirketi’ni Varlık Fonu sanan borçlu vatandaştan finansal okuryazarlık beklemek iyimserlik olur. Memlekette genele yayılmış bir okuryazarlık sorunu olduğunu zaten biliyoruz. Antik filozofların politik okuryazarlığa dair endişelerini haklı çıkaran siyasi tercihlerin kolektif bedeli de ödeniyor, ödenmeye devam ediyor.

Mahkeme kararıyla seçilmediği bir koltuğa yerleşen Gürsel Tekin’in, Kemal Kılıçdaroğlu’nu övmek için anlattığı anekdotta ısrarla kullandığı “faiz kuru” ifadesini duyduğumda aklıma ilk gelen, Varlık Yönetim Şirketi’ne Varlık Fonu diyenler oldu. Gürsel Tekin’in iş hayatında başarılı ve ekonomisinin yerinde olduğunu biliyoruz; dolayısıyla VYŞ ile TVF’yi karıştırmaz. Ama “faiz kuru” diyerek kastettiği şey aslında bir tür gecikme faizidir.

Konu, anladığımız kadarıyla Kılıçdaroğlu’nun hesabına yanlışlıkla gelen bir havalenin iadesi. Kılıçdaroğlu durumu fark edince parayı faiziyle birlikte geri göndermiş. Gürsel Tekin bu ilave tutara “faiz kuru” diyor. Paranın ne kadar süre hesapta kaldığı ya da tutarın ne kadar yüksek olduğu anlatılmıyor. Tek bildiğimiz, faiziyle iade edildiği. Gürsel Tekin’in zihin kodlarında duruma göre “faiz”, duruma göre “kur” devreye giriyor anlaşılan. Bu yüzden konuyu “faiz kuru” diye tarif etmiş.

1987’den beri öğrenci, bankacı ve yazı yazan biri olarak  “faiz kuru” ifadesini hiç duymamıştım. Gürsel Bey bu eksiği kapattı. Ağzından çıkanın kulağı rahatsız etmemesi ne denli tuhaf olsa da, belli ki kendisi sözü üzerine söz söylenmeyen sınıftan .

Sürç-i lisan affolur ama asıl şecaat arz edilirken ifade edilen sirkat, altı çizilmeyi hak ediyor. Gürsel Tekin’in ballandırarak anlattığı olay, teknik olarak sebepsiz zenginleşmedir. Size ait olmayan bir para hesabınıza geldiğinde “aman ne güzel bir gün” diyemezsiniz. Bu para size ait değildir ve iade etmek zorundasınızdır. Çünkü sizin “sebepsiz zenginleşmeniz”, parayı yanlışlıkla gönderen kişinin hâlâ borçlu, alması gereken kişinin de hâlâ alacaklı olduğu anlamına gelir. Parayı geri göndermezseniz her iki taraf da mağdur olur ve size dava açma hakkı doğar. Bu davaya da sebepsiz zenginleşme davası denir.

Gürsel Tekin’in “faiz kuru ödedi” diye övdüğü hadisenin özünde hukuki bir zorunluluk vardır. Hesabına kendisine ait olmayan para gelince bunu faiziyle birlikte iade eden Kılıçdaroğlu belli hem dürüst hem sağlamcı. Diğer yanda ise insanlar ondan   kendisine verilmeyen oylarla oturduğu koltuktan da aynı şekilde kalkmasını bekliyor.

Gürsel Tekin’in kendi hesabına yanlış gelen paralar için faiz kuru ödeyip ödemediğini bilmiyoruz ama Kılıçdaroğlu’ndan önce o da kazanmadığı seçimle gelinen koltuğu iade etmedi.

Hesabınıza gelen parayı “bana ait değil” diye iade ediyorsunuz, ama size ait olmayan oyları hiçe sayıp koltuğu geri vermiyorsunuz. Sebepsiz zenginleşme ile sebepsiz genel başkan olma arasında fark var mı?

Finansal okuryazarlık konusunda değil ama politik cingözlük konusunda ordinaryüs bir ekibi bize muhalefet diye pazarlayarak bugünlere geldik. Bundan sonra yola herkes kendi treniyle devam edecek. İktidarın trenine binenlerle, halkın ve gerçek muhalefetin trenine binenlerin yolları ayrıldı.

Bazı insanları her zaman, herkesi bazen kandırabilirsiniz. Ama herkesi her zaman kandırmanın imkânı yoktur. Siyasette faiz kuru olmaz ama tarihe adınızın nasıl geçeceğini kararlarınız belirler.

Yorumlar

POPÜLER YAYINLAR

EPİLOG

SİGARA NASIL BIRAKILIR YA DA 9394 GÜN NASIL ARA VERİLİR

Her şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum