Gdansk'tan Türkiye'ye Siyaset Okumaları


Gdansk'ta Lenin Tersanesi kapısında yenilmez görünen bir gücü dize getiren iradeyi yani halk iradesini bir imge değil gerçeklik olarak içselleştiriyorsunuz. 
Ülkeyi sevmenin ona hizmet etmenin oturduğu koltukta yaşlanmak ve koltuğun içinde kaybolmak olmadığını anlıyorsunuz. 


Yaklaşık iki haftadır Yeni Arayış'a yazı yollayamadım. 
Aylardır planladığım bisiklet gezisinin tam ortasındayım .
İsveç'ten Türkiye'ye uzanan bu maceraya dair notları geziye özel olarak açtığımız blogda yayınlıyoruz . Merak edenler için linki yazının sonuna ekledim. 

Seyahatımizin bir noktasında İsveç'ten Kıta Avrupa'sına dönmek için durak noktamız Polonya'nın Gdansk şehri oldu .
Dayanışma Sendikası'nın kalbi.
Dayanışmanın serüvenini yeni kuşaklara aktarmak için Lenin Tersanesinin hemen yanında Avrupa Dayanışma Merkezi isimli bir bina inşa edilmiş. 
Kırmızı tuğla yada aslında düpedüz tersane demiri pası renginde. 

Binanın içinde gezmeye başlamadan girişte mücadelede ölenlerin isimleri yazan bir duvar ve meşhur Lenin Tersanesi kapısı karşılıyor sizi .
Müze tasarımındaki sergi ise zamanda yolculuk tadında. 
Mehmet Ali Ağca'nın Abdi İpekçi'yi katlettikten sonra Papayı neden vurmaya çalıştığını Uğur Mumcu açıklamıştı.
Sözde milliyetçi bu adamı Hristiyan ve Polonya'lı Papayı öldürerek ulvi bir görev yapacağına inandıran Sosyalizmi kurtarma derdindeki Bulgar gizli servisi olmuştu malum . Papa Jean Paul Polonya muhalefetine çok destek vermiş ve anti Sovyet cephe için önemli bir figür olmuştu. Bu da sergide önemli yer alıyor vurulduğu arabanın bir örneği de yer alıyor. 

Soğuk savaşın iki cepheli dinamikleri içindeki bu olayları bugünün kuşakları pek hatırlamıyor .
Hatta Jaruzelski diktatörlüğü zamanında kullanılan askeri hapishane aracında karşılaştığım iki Amerikalı ufaklık can sıkıntısından patlamak üzereydi. Onları buraya getiren aklı bayağı sorguladım . Biz ise aynı yaşlarda bütün bu olanları film gibi izliyorduk tek kanallı televizyonda.

Türkiye'yi hala soğuk savaş dönemi politikacılarının yönetiyor olması ise bütün bu hikayeyi Türkiye açısından okuduğunuzda karşınıza bambaşka bir tablo çıkarıyor. 

Dayanışma Sendikası lideri Lech Walesa bırakın Polonya'yı dünya ölçeğinde Sosyalizmi sona erdiren adam sıfatı ile siyaseti bıraktığında sadece 49 yaşında idi.

Türkiye'de 49 yaşında politika yapmak isteyenlere üst yaş grubu tarafından izin dahi verilmiyor .
Makama oturup makamdan kalkmamak Türkiye'nin zeybek yada horon gibi milli sporu sanki .

Türkiye'yi tek bir cümle ile ifade et deseler herhalde çıktığı yerden inemeyenler ülkesi deriz .

Tabii ki siyaset bu konuda rakipsiz . Ama sadece siyasetle de sınırlı değil durum. Başta sözde sivil toplum örgütleri olmak üzere her alanda bir yerinden kalkamama sorunu var .
Zaten belki de temel sorun da bu aslında. 

Toplum ise bütün bu yönetme sürecinde kendine bir yer talep etmiyor.  Dayanışma Sendikası'nın Sosyalist diktatörlüğe karşı taleplerini incelediğinizde istenilenin Sendikanın öz yönetim hakkı olduğunu görürsünüz. 
Bu aslında Sosyalizmin de doğal tanımı olmalı. 
Ancak Stalinist modelin dikte ettiği tek adam ve sonradan oluşan parti diktası Sendikayı anlamından koparmış ve yönetimi elitlere bırakmıştı.
Dayanışma deneyimi ve sonrasında dünyayı sarsan yılların yıktığı Sosyalist ideal değil Sosyalizm soslu Dikta rejimleriydi .

Gdansk'ın; 1920'den sonra 19 yıl boyunca Özgür Şehir Danzig olmaktan 1939'da Alman topları ile yerle bir edilmesine, Kızılordu zaferinin Komünist blokda yer alma diyeti ile sonuçlanmasına ve ondan Dayanışmaya ulaşmasına varan yüzyılı zorlu ama halkın hep içinde olmaya çalıştığı bir mücadele olmuş. 

Devam eden Dünya Kupasının 1982 versiyonunda Jaruzelski diktasının ezdiği ülkesinin ağa baba Sovyetler Birliği ile oynadığı maçta Polonya kazanırken efsane Boniek'in futbolcudan çok bir muhalif rolünde maçı alması ve halkına umut vermesi de unutulmazdır. 

Gdansk'ta Lenin Tersanesi kapısında yenilmez görünen bir gücü dize getiren iradeyi yani halk iradesini bir imge değil gerçeklik olarak içselleştiriyorsunuz. 
Ülkeyi sevmenin ona hizmet etmenin oturduğu koltukta yaşlanmak ve koltuğun içinde kaybolmak olmadığını anlıyorsunuz. 

Halka hizmeti kendinden iyi yapacak biri olmadığını düşünen herkes aslında başarısız olmaya ve tarihe bu şekilde kaydolmaya mahkumdur  
Polonya deneyimi ve Walesa insanlığa politik olanın sınırlarının insanlık değerlerinden öteye geçemeyeceğini gösteriyor . Ve tarihin şaşmaz saati bunu her yerde aynı dakikada olmasa da göstermeye devam edecektir. 

https://2riders2bikes.blogspot.com/?m=1

Yorumlar

POPÜLER YAYINLAR

SİGARA NASIL BIRAKILIR YA DA 9394 GÜN NASIL ARA VERİLİR

EPİLOG

Her şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum