Kayıtlar

Assos 2026: Felsefe üzerine bir yolculuk

Resim
  Gerçek özgürlük, ortak yaşam içinde somutlaşır. Görevler burada dışarıdan dayatılan kurallar değil, kişinin kendini ifade etme biçimidir. Toplumsal katılım, insanın kendini gerçekleştirmesini sağlar. Hegel’in Hukuk Felsefesi’nde vurguladığı gibi, “Özgürlük, zorunluluğun hakikatidir.” Bu söz, bugün Türkiye’de yaşananları anlamak için özellikle güçlü bir çerçeve sunuyor. İfade özgürlüğü fiilen kısıtlanmış, muhalif sesler sistematik olarak susturuluyor, Temmuz 2026’da Assos’ta düzenlenen toplantı, yıllardır süren bir geleneğin devamıydı. Bu buluşmalar, Örsan Kunter Öymen’in kurduğu Felsefe Bilim Sanat Derneği tarafından çeyrek asrı aşkın bir süredir düzenleniyor. Assos’un Aristo’nun bir dönem yaşadığı ve öğretim yaptığı kent olması nedeniyle burası felsefe için ayrı bir yere sahip. Etkinlikler ücretsiz, herkesin katılabileceği şekilde yapılıyor; seminerler, ortak yemekler ve çevre gezileriyle dört güne yayılıyor. Geçen yıl “Aristo’dan Marx’a” temasıyla toplantıda İtalyan akademisyen...

Şiir karın doyurur mu?

Resim
  Orhan Veli, otuz altı yaşında bir belediye çukuruna düşüp öldü. Kendisini “Bir Garip” olarak tanımlamıştı. O gariplik öyle güçlü bir markaya dönüştü ki, Orhan Veli’yi Türk şiirinde “Garip” akımının en önde gelen temsilcisi olarak kayda geçirdi. Homeros’un İlyada ve Odysseia destanlarıyla başlayan, insanlığın şiirle kurduğu yakın ilişki, modern zamanlarda eskisi kadar derin değil. Oysa yirminci yüzyıl, büyük şairlerin ve unutulmaz dizelerin yüzyılıydı. İnsanlık, duygularını, acısını, isyanını en kısa, en öz ve en kalıcı biçimde şiirle ifade etmeyi başardı. Yirmi birinci yüzyıl ise şiirin okurunun azaldığı, şairin ise işinin giderek güçleştiği bir çağ oldu. Önceki kuşakların dizeleriyle dünyayı tanıyan X ve   (kısmen) Y kuşakları  için şiirin anlamı ne kadar büyük olursa olsun, toplumun genelinde alıcısı giderek seyrekleşti. Lévi-Strauss’un yapısalcılık tezlerini hatırlarsak; temel insani ihtiyaçlar değişmez, sadece onları karşılama biçimleri değişir. Şiirin insanlar...

Gdansk'tan Türkiye'ye Siyaset Okumaları

Resim
Gdansk'ta Lenin Tersanesi kapısında yenilmez görünen bir gücü dize getiren iradeyi yani halk iradesini bir imge değil gerçeklik olarak içselleştiriyorsunuz.  Ülkeyi sevmenin ona hizmet etmenin oturduğu koltukta yaşlanmak ve koltuğun içinde kaybolmak olmadığını anlıyorsunuz.  Yaklaşık iki haftadır Yeni Arayış'a yazı yollayamadım.  Aylardır planladığım bisiklet gezisinin tam ortasındayım . İsveç'ten Türkiye'ye uzanan bu maceraya dair notları geziye özel olarak açtığımız blogda yayınlıyoruz . Merak edenler için linki yazının sonuna ekledim.  Seyahatımizin bir noktasında İsveç'ten Kıta Avrupa'sına dönmek için durak noktamız Polonya'nın Gdansk şehri oldu . Dayanışma Sendikası'nın kalbi. Dayanışmanın serüvenini yeni kuşaklara aktarmak için Lenin Tersanesinin hemen yanında Avrupa Dayanışma Merkezi isimli bir bina inşa edilmiş.  Kırmızı tuğla yada aslında düpedüz tersane demiri pası renginde.  Binanın içinde gezmeye başlamadan g...

Makro ihtiyati hegemonyanın butlanı

Resim
Ilımlı İslam ile neoliberalizmin kesişiminde şekillenen bu hegemonya projesi, Gramsci’nin uyarılarını haklı çıkarırcasına, rıza üretme kapasitesini yitirdikçe daha fazla zor ve hukuksal manipülasyona yaslanmak zorunda kalıyor. Muhalefetin önünde duran asıl görev, bu dört eksenli rejime karşı aynı derinlikte, aynı bütüncül perspektifle konumlanmaktır. Aksi takdirde, mutlak butlan kararlarıyla simgelenen bu “zirve”, sadece bir dönemin değil, Türkiye’nin uzun vadeli demokrasi ve kalkınma imkanlarının da dipten dibe vuruşu, kriz zirvelerinden serbest düşüşü haline gelmeye devam edecektir. Çağatay Arslan 27.05.2026 · Okuma süresi 4 dk Kaydet Mutlak butlanın Türk siyasetine vurduğu damga bir nevi zirvede bitirmek anlamına geldi. Tabi bakış açısına göre zirveden mi yoksa dipten mi söz ediyoruz değişir. İster dibin dibi diye anlayın, isterse uzun zamandır yaşanan sürecin zirvesi çok fark etmez. Politik alana dair mutlak butlan yaşanırken ekonomideki butlan hali ise varlığını daha da pekiştirdi...

Grazia ve Mutlak Butlan

Resim
  “Devlet, zorun zırhıyla korunan hegemonyadır.” der Gramsci. Hukuk, Gramsci’de tarafsız bir alan değil, egemenliğin hem rızasını üreten hem de zorunu meşrulaştıran bir araçtır. Bu perspektiften bakınca, bugün Türkiye’de siyasi partilerin iç işleyişine yargı eliyle müdahale edilmesinde Gramsci’den İtalya’dan ve İtalya’nın Cumhurbaşkanlarından öğrenecek çok dersler var. Demokrasinin partilerden çok sivil topluma ait olduğunu anlamak için Grazia’yı izlemek ilk adım olabilir belki. Çağatay Arslan 23.05.2026 · Okuma süresi 4 dk Kaydet 80’lerin başında İtalya deyince aklımıza ilk gelen isim Sandro Pertini idi. Bu yaşlı adamın ismini unutmamamızı İtalya’nın bitmeyen koalisyonları sağlıyordu. Koalisyonlar çatırdadığı zamanlarda başvurulan bu akil arabulucu idi. Mubi’de izlediğim Grazia’da resmedilen yaşlı Cumhurbaşkanı tiplemesi Sandro Pertini ile görsel olarak benzerlik içeriyordu. Paolo Sorrentino’nun Toni Servillo ile yeniden buluştuğu, 2025 Venedik Festivali’nde büyük ses getiren film...