Kayıtlar

Festival Filmleri 5: Herkesin “Cennet”i kendine

Resim
  Cennet, sadece iyi bir film değil. Küresel eşitsizliğin, dijital çağın yalnızlığının ve insan direncinin aynı anda var olabildiği bir dünyada, küçük bağların ne denli sıkı olabileceğini bir kez daha yüzümüze çarpan, büyük bir anlatı. Filmin sonunda aklınızda kalan, o ilk 10 dakikanın heyecanı kadar çırpınan kelebek kanadının ağırlığı oluyor. Bu film okulun duvarında asılı olan doğudan batıya simetrik kuzeyden güneye ise hiyerarşik dünya haritasını sorgulamanıza vesile olduysa yeterlidir bence. Çağatay Arslan 17.05.2026 · Okuma süresi 4 dk Kaydet Sinema tarihinin pek çok önemli sahnesi vardır. Jérémy Comte’nin Cennet filminin açılış dakikaları sinema tarihine geçecek kadar baş döndürücü. Hani ilk 10 dakikasında 3 golün 2 direkten dönen pozisyonun ve harika 3 kurtarışın olduğu bir futbol maçı düşünün. Bu denli yüksek bir tempo ile açılan filmin geri kalanı da bu girişin hakkını verecek bir şekilde akıyor. Jérémy Comte’un ilk uzun metraj filmi Paradise (Türkçe adıyla Cennet), 2026 y...

Festival Filmleri 4: Normal’in anormal gecesine dair

Resim
  Bazen insani gerçeklik, toplumsal gerçekliğe nazaran daha kolay kurgulanır. Fargo’da insani zaafların yarattığı trajedinin küçük bir grup üzerindeki etkisi merkezdeydi. Normal ise dünyayı karıştırmaya yeminli sarı kafasıyla Trump’ı hazırlayan bir düzeni anlatıyor. Normal’in yaşadığı o anormal gece ve bu geceye giden olaylar, 21. yüzyılın ilk çeyreğinin sonuna yaklaşırken dünyanın oligarşik düzeninin altını en kalın fosforlu kalemle çizerek ilerliyor. Varoufakis’in Tekno-feodalizm çağının Tekno-lordları olarak tarif ettiği yeni düzenin efendilerinin ve onları yücelten politikanın elinde giderek unufak olan küçük, sıradan toplulukların var olmak için bu düzene nasıl entegre olmaya çalıştıklarını, acımasız bir netlikle gösteriyor. Çağatay Arslan 09.05.2026 · Okuma süresi 4 dk Kaydet Yuval Noah Harari’nin dünya tarihini resmettiği çok satan kitabında, insanlık kronolojisinin başlarında Homo Sapiens’in Neanderthal’leri şiddet yoluyla tarih sahnesinden silmesi canlı bir şekilde anlatıl...

Enflasyon ve hukuk

Resim
  Türkiye’de demokrasiye gerçekten inanan herkesin ve belki de umarım fazla uzakta olmayan bu dönemin en önemli meydan okuması hukukun nasıl siyasallaşmayacağı üzerine kafa yormaktan geçiyor. Bıçağın iki tarafının da keskin olduğunu unutmamak gerekiyor. Siyaset hukuka ne kadar uzak olmalıysa hukuk da siyasete o kadar uzak olmalı. Erdoğan’ın veciz ifadesinde Üstünlerin hukuku , hukukun siyaseti dizayn etmesi olarak eleştiriliyor buna karşılık Hukukun üstünlüğü öne çıkıyordu. Oysa hukuku siyasetin dolaysız paydaşı yerli milli bir hale getirdiğinizde Hukukun üstünlüğü yine sağlanamıyor. Şairin dediği gibi sizler görmeseniz de yıldızlar parlamaya devam ediyor Çağatay Arslan 06.05.2026 · Okuma süresi 7 dk Kaydet Nisan ayı enflasyon oranının pek çok OECD ülkesinin neredeyse 1 yılda hazmedebileceği enflasyonu tek seferde içine çekmesi klasik tartışmayı yani yapısal reformların neden yapılamadığına dair sorgulamayı gündeme getirmesi şaşırtıcı olmadı. Türkiye’de yapısal reformun tanımına da...