Kayıtlar

KREDİ FAİZİNE KONULAN VERGİLER UÇUŞA GEÇTİ

Resim
Devlete Faiz Ödemenin Dayanılmaz Ağırlığı Türkiye’nin yaşadığı iktisadi krizin en ağır faturasını finansman ihtiyacı olanlar ödüyor. Faiz oranları ülkede finansmana ulaşmanın maliyetini çok ileri noktalara taşıdı. Para pahalı ve el yakıyor. Son yapılan PPK toplantısında sabit bırakılan faiz oranı %50. Türk parası cinsinden borç alacaklar için taksimetre 50’den açılıyor ve kilometre başına yük hızlı artıyor. Ticari ve bireysel kredi faizi aylık %5’i yıllık %60’ı buluyor ve geçiyor. Erdoğan iktidarda olduğu süre boyunca faizin hep düşük olacağına dair verdiği sözü ne hatırlıyor ne de hatırlatıyor. Ekonomi yönetimi ise bütün bu olana seyirci ve biraz da bu hacimden parsa koparma peşinde. Türkiye’de kredi maliyeti faizden ibaret değil. Kredi kullandığınız takdirde devlet de parayı sanki o veriyor gibi ödenen faiz üzerinden sizden kesinti yapıyor. İster ticari kredi olsun ister taksitli tüketici kredisi yada ek hesap veya kredi kartı. Hiç biri fark etmiyor. Devletimiz her b...

EMEKLİLİKTE AKP'YE TAKILAN BİR ÜLKE

Resim
EMEKLİLİKTE AKP’YE TAKILANLAR Marx bugün canlansa ve kendisinden sonraki kapitalist dünyaya dönüp baksa İşçi Sınıfının neden devrim yapmadığına dair iki kapitalist buluşu teşhis eder ve kapitalizmi bunlar için tebrik ederdi . Bunlardan birincisi taksitli kredidir. Marx’ın yazılarına göre işçi sınıfının alım gücü öylesine yetersizdir ki bir noktadan sonra kaynaklara ulaşamayacak ve devrim yapmaktan başka çaresi kalmayacaktır. Kapitalizmse taksitli krediyi keşfederek işçi sınıfının devrim yolunda yürümesini engellemiştir. Gelecekteki kazançları piyasa faizinden iskonto edip işçi ve emekçi sınıfına ilave alım gücü vererek Marx’ın tahayyül ettiği devrimin önüne geçilebilmiştir. Marx’ın en çok şaşırdığı ikinci kapitalist icadınsa emeklilik olacağına kuşku duymuyorum. Alman birliğinin kurucusu baş muhafazakar Otto Von Bismarck’ın baş belası Marksistlerden kurtulmak için 70 yaşını geçenlere maaş bağlama fikrinin kurucusu olmasına şaşmamak gerek. Sonuçta Marx devrimi Rusya’da be...

KARATEPE-ŞİMŞEK GÖRÜŞMESİ

Resim
KARATEPE-ŞİMŞEK GÖRÜŞMESİ   Mehmet Şimşek’in Yarım Bıraktığı Biyografisine Dair Bazı Sorular Düne damga vuran ve herkesi heyecanlandıran geliştirme Mehmet Şimşek Yalçın Karatepe görüşmesi oldu. AKP iktidarının yerel seçimlerde aldığı ağır yenilginin sonunda ilk defa karşı taraf ne diyor acaba diye dinlemeye başlaması Türkiye için bir yenilik olarak kayıtlara geçiyor. CHP açısından halkın, geniş kitlelerin ekonomik sıkıntılarını birinci elden muhatabına iletmek ve bunu yapıyor olmanın özgüveni ile halkla olan bağları güçlendirmek anlamını taşıyor bu ziyaret. Bence hiç gecikmeden vize değil vize randevusu bile alamama konusunda Dış İşleri Bakanı Hakan Fidan’ın kapısı da çalınmalı. Meşruiyet sınavında/seçimlerde düşük not almış bir iktidarın keyfi kararlarla halkın yaşamını güçleştirme hakkı bulunmuyor. CHP’nin ülkenin en çok oy alan partisi konumuyla ekonomiden dış politikaya her konuda iktidara akıl verme selahiyeti bulunuyor. Ağır bir seçim yenilgisine dair ciddi ...

KUR MU DÜŞÜK? KONUT MU PAHALI?FAİZ Mİ YÜKSEK?

Resim
Kaotik Ekonominin Kısa ve Orta Vadeli Zararları Üzerine Son dönemin ekonomik gelişmeleri arasında üzerinde en çok konuşulan konu Türk Parasının değerlenmesi olarak öne çıkıyor. Carry Trade yoluyla ülkeye sıcak paranın girdiği bunun kısa vadeli mevduata dönüştüğü ve bu yolla ciddi bir kar penceresinin oluştuğu üzerinde duruluyor. Bu düşünceyi aşırı noktalara getiren ekonomistler oldu ve durumu şu şekilde tarif ettiler : Bugün Türk parasına verilen faizden değil dolara yada euroya verilen faizden söz etmeliyiz. KKM aracılığıyla neredeyse %100 dolarize olmuş bir finansal sistemden çıktığımızı düşünürsek aslında yapılan bu yorumları biraz da öğrenilmiş çaresizlik yada otomatiğe bağlanmış tepkiler olarak değerlendirmeliyiz. 2021 sonlarında hayata geçirilen kaos ekonomisinin Türk Parasını uğrattığı değer kaybının parayı TL’de tutmanın finansal intihar manasına gelmesinin etkilerini üzerimizden atmamız kolay değil. 2004’de 6 sıfır atarak itibar kazandırdığımız paramız yerlerde s...

YEMEK YAPMANIN DAYANILMAZ CAZİBESİ

İnsanlar üçe ayrılır. Yemek yapanlar , yemek yapmayanlar ve yemek yapmaya aşık olanlar. Birilerinin beni eleştirirken yemekle olan ilişkimden bahsettiğini duymuştum. Evet yemekle olan ilişkimin tutkulu olduğunun farkındayım. Aşk tutkuyla kaimdir. Ve bu keyfi kategoride üçe ayrılan insan grupları arasında kendi yerimin 3. Kompartımanda olduğuna kuşku duymuyorum. Etler, balıklar, sebzeler, meyveler, otlar, şaraplar insanlığın avcı toplayıcılıktan tarım krallığına geçmesinden sonra şekil değiştirDİ. Besin zinciri; bir masanın etrafında toplanmanın, birlikte yeme içmenin keyfini yaşamanın vesilesine dönüştü. İnsan homo economicus olduğu kadar homo magirastır da. Yemek yapan ilk insan kimdi? Yemeğin tarihi, sosyolojisi ve ekonomisi üzerine söylenen ve söylenecek çok fazla söz olduğuna kuşku yok. Vızır vızır işleyen motosikletlerin bagajında gezen karın doyuran paketler bu sosyolojide nereye düşüyor? Bu sorular üzerine bir kez daha kafa yormama vesile olan ve beni yemek yapmaya bir kez d...