Kayıtlar

“Wishful thinking” ve barış sürecinin diplomatik faydalarına dair

Resim
  İspanya’dan İrlanda’ya hatta Kanada’ya değin özendiğimiz barış süreçlerinden birinin ülkemizde de gerçekleşmesinden mutsuz olacak değiliz. AKP’nin demokrasiyi araçsallaştırmada sicili ne kadar kötü olursa olsun böyle bir konunun şaka ve  hatta ironi kaldırmayacağı aşikar.   13 Mart, 2025, Perşembe 06:40 AB üyeliğine değil ama AB üyeliğinin gerektirdiği medeniyet kriterlerine çok ihtiyacımız var. Bu yolun başlangıç noktası Diyarbakır ya da Amed olsun. Yol Ankara’dan geçip Edirne üzerinden Brüksel’e varsın.  Bundan güzel wishful thinking de olmasın.   İngilizce’de hoş bir ifade vardır. “Wishful Thinking”. Bunu Türkçe’ye çevirmek zor. Sanırım güzel çevirisi “Neylerse Güzel Eyler” olabilir. Ama bizimkinde biraz tevekkül ve kötüye de hazırlık var. Wishful Thinking tam bu da değil. İyi düşünelim iyi olsun daha doğru olabilir. Ya da basitçe iyi şeylerin olmasını temenni edelim. Ben de bir süredir bir wishful thinking içindeyim. Devlet Bahçeli’nin yıllarca kendil...

Sex, videotapes ve Makro İhtiyati Yalanlar(*)

Resim
  Devir Mehmet Şimşek devri oldu da Makro İhtiyati zımbırtılar hayatımızdan çıktı mı? Erdem Başçı bizde  öyle Makro İhtiyati Önlemler var ki faize bile gerek görmüyoruz diye 'paper'lar yazsa da Mehmet Şimşek faize öyle bir tekme vurdu ki Alpaslan Çakar bile bu faizle batarız diyemedi. Yutkundu kaldı. 08 Mart, 2025, Cumartesi 06:20 Hep Cemil Meri ç geliyor aklıma  “ Kavramları Metafizik birer sergüzeşt olmaktan çıkaralım” diyordu. Bu iktidarın favori yazarı odur. Makro ihtiyati önlem diyerek tuhaf kumanda ekonominizi sürdürülebilir kılmaya çalışıyorsunuz. Oluyor mu olmuyor mu? Kimsenin umurunda değil. Daha önemli işleri var herkesin. Soru sormaya sorgulamaya vakit yok. "Sergen Yalçın’ın dediği gibi gördük faizi artırmaya gerek duyurmayan Makro İhtiyati Önleminizi." "Baskıcı uydurma kumanda ekonomisini, emme basma sermayelerle beslenen hacı yatmaz kamu bankalarını makro ihtiyati önlemle regüle ediyorsunuz ama bu bir tür “halı/işbilmez gelin/süpürge” diyalektiğine d...

Seküler Çağ’da dini kurumsal e-postalara karşı savunmak

Resim
  İnsanlık büyük çabalarla kurduğu tapınakların, mabedlerin gölgesinde oturmaya devam ederken o cesametin ilhamını veren doğanın kural ve kurgusunun sırrının kendi aklının yeteneği ile çözülebileceğini görmeye başlar. Bu çağın Charles Taylor’a göre tam adı Seküler Çağ’dır. 03 Mart, 2025, Pazartesi 06:20 Gerçekten insanların inançla bağlarının devam etmesini istiyorsanız önce Seküler Çağ’ı okuyun. Kendinizle yüzleşin. İnancın devlet zoruyla değil insanların inancı yüreklerinde hissetmesiyle var olabileceğini anlayın. Bunun başka bir yolu bulunmuyor çünkü. “Tanımlamak ve izini sürmek istediğim değişim, bizi Tanrı'ya inanmamanın neredeyse imkansız olduğu bir toplumdan, en sadık inanan için bile inancın diğerleri arasında insani bir olasılık olduğu bir topluma götüren değişimdir. İnancımı terk etmeyi düşünülemez bulabilirim, ancak muhtemelen bana çok yakın olanlar da dahil olmak üzere, dürüstçe yaşam tarzlarını ahlaksız, kör veya değersiz olarak reddedemeyeceğim, inancı olmayan başkala...

Dünyanın derdi bitmez

Resim
  3 Aile'nin akışkan hikayesi ne enflasyon, ne Kürt Sorunu ne de Ukrayna Krizi kadar önemli  şeylerden bahsediyor. Sıradan insanların sıradan sorunlarını anlatıyor. 02 Mart, 2025, Pazar 06:05 Nanni Moretti’nin film boyunca anlattığı hikayelerin her an hepimizin başına gelebileceğini, geldiğini biliyoruz. Bu neden bizim başımıza geldi diyerek önce kaderi sonra bazen kendimizi bazen başkalarını suçlayabiliriz. Bu hiçbir şeyi değiştirmeyecektir. Nanni Moretti’nin MUBİ platformunda yayımlanan  3 Aile  filmini Çağatay Arslan yazdı. Henüz 16 yaşındaki Ahmet Matteo’nun trajik ölümü pek çok açıdan derin bir yara bıraktı. Her ölüm erken der Cemal Süreyya. Ahmet’inki çok erken olmanın ötesindeydi. Sanatçı anne ve şef babanın genlerinin vaad ettiği gelecek planları sadece Mintuzzi ailesi için değil insanlık için de büyük bir kaybın altını çiziyor. Ahmet’in hayatı en umut veren zamanında bitmese muhtemel ki yarınlar ona çok ama çok güzel planlar sunacaktı. Tabii ki kaderin ve to...

Kastamonu'dan Brüksel'e

Resim
   Türkiye’yi soğuk savaş yıllarındaki anti komünist zihniyetle ama diğer taraftan o dönem sosyalist blokta yaygın olan tek tipçi anlayış, güçlerin tek elde toplanması ve kamu gücünde konsolide edilmiş basın ile adeta soğuk savaşın karşı cephesindeymiş gibi yöneten bir rejimin tüm çarpıklıkları gün yüzüne çıkarılıyor. 27 Şubat, 2025, Perşembe 08:36 Eskiden AB içinde Türkiye’yi istemeyenler çıkıp bunu söylerdi ama şimdi öyle bir şeye lüzum yok çünkü zaten Türkiye bir irade ortaya koymuyor ki.  Bizim Türkiye'yi demokrasiye dönüştürme sorumluluğumuz yok. Avrupa Birliği ile ilişkilerden bağımsız olarak Türkiye nasıl bir toplum modeli istediğine kendi karar vermeli.  Dünyada başkanlık sistemine sahip birçok ülke var, ancak onların pek çoğunda hala denge ve denetleme mekanizmaları çalışıyor. O açıdan asla karşılaştıramazsınız.  Türkiye’de Soğuk Savaş döneminin kolektif bilinçte yarattığı travmalar bir yana Mihri/Sevim Belli gibi dönem insanları için hayatı zindana çev...